1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 10 ve 31

Konu: Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler

  1. #1
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart Evliyaların Mucizetlerini Anlatan Menkıbeler

    Hünkâr'a bir gün, ikindi üstü, güzel yüzlü, tatlı özlü, Alevi saçlı, yeşil elbiseli bir azîz geldi.. Boz bir ata binmişti. Sarı İsmail karşıladı, atını tuttu.. O zat, teklifsizce doğru "Kızılca Halvet'e " yöneldi. İçeri girdi.

    Saru İsmail, acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye dek bunun gibi bir nurlu, yüzü güzel ve heybetli er görmedim diye düşünceye daldı.. O sırada halifelerden biri geldi.

    -İsmail; "tut şu atı " diye atı ona verdi, Kızılca Halvet'in kapısına vardı. Baktı ki o aziz , Hünkâr'ın karşısında oturmakta. Tam bu esnada da Hünkâr; " ne yapalım Hızır'ım diyordu, "Ulu Tanrı, seni bu işe koşmuş, Tanrı kullarını zordan kurtarman gerek; şimdicek Karadeniz'de bir gemi batmak üzere, seni çağırdılar; sohbetini özlüyorum amma ne çare, tez dur, medetletine eriş, Tanrı izin verirse gene onurlanırız..

    Hızır Peygamber, hemen kalktı, Saru İsmail, dışarda atı tuttu. Hızır, dışarı çıkınca İsmail, Hızır'ın üzengisini tuttu, öptü. Saru İsmail, baktı ki Hızır atını sıçrattığı gibi at, bir adımını Karahöyük'ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle beraber dolundu, gözden kayboldu, yalnız karşıdan atın nalının parıltısı göründü..

    Saru İsmail, vardı gördüğünü anlattı, Erenler Şahı Piri Hünkâr dedi; " bu giden Aziz kimdir..?
    Piri Hünkar; " Kardeşimiz Hızır Peygamber'dir. Karadeniz'de bir gemi, batmak üzere, oraya imdada koştu; onun yürüyüşü böyledir, dedi.."

    Saru İsmail Hızır'ı gördüğüne pek sevindi.."

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » mizah dergisi Leman, yoğun gündemi tek...
    • » BM'den Kars'a turizm kalkındırma...
    • » Kör adam biyonik gözle görüyor
    • » Hz.İsa’nın Oniki Havarisi Alıntı
    • » Alevi Türküleri- Cem Doğan-
    • » Arıtman'dan Arınç'a sert yanıt
    • » Kara Dut
    • » 'Hepsi tümüyle yalan'
    • » Kararlılığın Başarısı
    • » Gülabi - Kızılbaş Ne demek Bilir misin...

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Osmanlı Döneminde Alevi Başkaldırıları
    • » Mevlana'nın Dilinden Hz. Ali
    • » Alevilik ve semavi dinler arasındaki...
    • » Karacaoğlan Alevi miydi?
    • » “Ramazan orucu ve 12 İmam orucu...
    • » Ehlibeytin kendilerine has özellikleri
    • » Necdet Saracın Kitabının Eleştirisi
    • » Pirinden, ikrarından dönmek düşkünlüktür
    • » Dünya Ehl-i Beyt Vakfı iftarından
    • » Alevilikte Kul Hakkı
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  2. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  3. #2
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Bir dervişe, “nasıl insan oluruz?” diye
    Sormuşlar. “üç adım atmakla” diye cevap vermiş derviş ve devam etmiş:
    Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gerekir.
    İnsanlığa attığın ilk adım budur.
    Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise,
    İkinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.
    Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan
    Arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman ise insan olursun.”
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  4. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  5. #3
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Senin Allahın adil mi diye sordu kadın, Hz Davuta?

    Ne diyorsun sen kadın o asla zulüm etmez . Ne oldu ki ?
    Kadın : Üç tane küçük kızı olan ve kocası ölmüş birisiyim.Üç gün önce bir tane ceylan yavrusu vardı elimizde onu büyük bir deriye sararak satıp pazardan evlatlarıma yiyecek alacaktım ki yolda büyük bir kuş gelip onu alıp gitti. Şimdi ben ne yapacağım.Çocuklarım aç.Hem ceylan hem de o büyük deri elimden gitti.
    Onlar konuşurken kapı çaldı ve içeriye on tane tüccar girerek 1000 dinar verip : Al bunu hak eden birisine ver dediler. Hayrola diye sorunca :
    Denizde bir kayıkla yolculuk yapıyorduk ki ansızın fırtınaya tutulduk ve kayığımız hasar gördü. Günlerce aç ve çaresiz gezerken şöyle dedik : Eğer Allah bizi kurtarırsa adam başı 100 dinar bir fakire yardım edelim. Bu sırada bir kuş tepeden denize bir şey bırakıp gitti. Baktık ki deri parçası ve içinde de ceylan. Hem kayığın hasarlı kısmını deri ile kapattık hem de ceylanı yiyerek ölmekten kurtulduk.
    Hz Davud 1000 dinarı alarak o kadına verdi ve buyurdu ki : Rabbin senin için hem karada hem de denizde ticaret yapıyor ve sen ona zalim mi diyorsun. Al bu paraları ve kızların için harca.

    ( Unutma. Allah sana sıkıntı verse de daha sonra büyük bir hayır verir. Kalbini ferah tut. Eğer Yusuf imtihana tutulmasaydı babasının yanıbaşında kalacaktı. Sınavdan başarılı çıkınca Mısırın azizi oldu.
    Aklında olsun. Sabırdan sonra seni bekleyen bir güzellik var. Öyle ki bütün dert ve sıkıntılarını unutturacaktır.)
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  6. 2 kişi SuLTann üyemize teşekkür etti:

  7. #4
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Kara Kadı ve Sarı Kadı

    “ Yüzyıllar öncesinde Sivas’ta iki kadı varmış, Kara Kadı ve Sarı Kadı… Pir Sultan’ın da iki tane iti vardır ve onların da adları Kara Kadı ve Sarı Kadı’dır. Pir Sultan “Gel Kara Kadı, git Kara Kadı” diye kpeklerine seslenirmiş. Gel zaman git zaman bu seslenişi bir gün Pir Sultan’a düşmanlık besleyenler duyar ve “ Pir Sultan itlerine sizin adlarınızı koydu” diyerek soluğu kadıların yanında alırlar. Kadılar öfkeyle Pir Sultan’ı huzurlarına çağırtıp muhakeme başlatırlar. “Sen bizim adlarımızı itlerine koymuşsun doğru mudur? “ diye sorarlar. Pir Sultan ise olayı doğrular. “Lakin bir fark vardır ki siz haram yersiniz ama benim itlerim haram yemez!” diye de ekler. Kadılar “Nerden biliyorsun, kanıtla!” deyince Pir Sultan huzura iki çanak yemeğin getirtilmesini ancak birinin haram birinin ise helal olmasını söyler. Şahitler de toplandıktan sonra, yemekler gelir iki kadı da haram kaptan yemeğe başlar, orada bulunan ve de hangi kabın haram hangi kabın helal olduğunu bilen hocalar da gözleriyle görür. kpekleri getirirler, onların da önüne biri haram, biri helal olan iki çanak yemeği koyarlar. kpekler yine herkesin gözleri önünde haram dolu çanağı koklayıp haram çanaktan uzaklaşırlar, helal çanaktan yerler. ‘İyi kpek kötü kadıdan efdaldir.’ diyen Pir Sultan itlerinin gözlerinden öper ve onları gönderir. Dudaklarından ise şu dizeler dökülür;

    Pir Sultan’ım zatlarımız
    Gerçektir şöhretlerimiz
    Haram yemez itlerimiz
    Bu sözümde yalan var mı?..
    Bu sözünde de yalan yok Pir’im!



    alıntıdır...

    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  8. #5
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    İmam Hüseyin düşman saflarını yararak gelir ve Ali Abbas'ın başını dizlerinin üzerine alarak;
    Abbas kardeşim…kollarında kesilmiş, nasıl kıydılar kollarına, canım kardeşim.
    Abbas ağlamaya başlar..
    İmam Hüseyin; Abbas’ım neden ağlıyorsun? Vasiyetin varsa söyle bana…
    Abbas derki;
    “Hüseyin, ölmeden cemalini bir kere daha görmek istiyorum ama gözlerime dolan kanları silemiyorum, ellerim yok.”
    İmam Abbasın gözlerinde ki kanları siler.
    Abbas İmama: “Şu an başımı dizlerinin üzerine koymak benim için büyük bir saadettir ama sen düştüğünde kim alır başını dizlerinin üzerine Ya Hüseyin?”der.
    İmam Hüseyin;
    Hüzünlenme kardeşim anam Fatımayı Zehra cennetten gelip alır benim başımı dizlerinin üzerine….
    Abbas ikinci ricasını söyler ağabeyi Hüseyin'e
    İmamım bir vasiyetim var Sakine’ye ve şehit yetimlerine söz verdim su getireceğim diye, ellerinde su taslarıyla başucuma gelirlerse utanırım. Hüseyin ne olur, ne olur beni çadırlara götürme…
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  9. #6
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Peygamber evde otururken: Yirmi dört surat ile bir melek içeri girdi :
    Hz. Peygamber :
    "Ey dostum Cebrail ! Ben hiç bir zaman seni böyle görmemiştim " diye sordu.
    Melek ise:
    Ey Muhammed ! Ben, Cebrail değilim. Aziz ve celil olan Allah, nuru nur ile bir araya getirmen için beni gönderdi " dedi.
    Hz. Peygamber : " Kimi, kiminle bir araya getirmek istersin ? diye sordu.
    Melek : " Ali ile Fatime'yi bir araya getirmek istiyorum " dedi ve arkasını döndü.
    Meleğin sırtında : " Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ali de onun yardımcısı vasidir.
    Hz. Peygamber : " Bu cümle, senin sırtına, hangi zaman beri yazılmıştır ? diye sorunca.
    Melek : " Adem yaratılmadan yirmi iki bin yıl önce yazılmıştır" diye yanıt verdi.


    Allah'a and olsun ki, Ali'nin ismini Allah kendi ismini Ali' diye koydu. Hz. Fatime'nin ruhu ilim ile yaratıldı. Fatime ismini veren ise ona Allah idi her iki nura Aşk olsun yolun'dan ayrılmıyan mü'min kulara Aşk ile Hak ile...
    Allah Allah..
    (Hüsniye adlı kitabtan alıntı)
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  10. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  11. #7
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Hz. Muhammed'e sormuşlar ;
    Ali'yi neden bu kadar çok seversin diye...

    Ey Resulullah!
    Neden herkesten çok Ali' yi seversin?
    Peygamber Efendimiz :Neden çok sevdiğimi anlatayım mı?
    -Anlat derler.Peygamber Efendimiz sorar:
    -Sizlere sormak isterim; birisi size kötülük yapsa ne yaparsınız?
    -İyilik yaparız efendim derler...
    Peygamber Efendimiz :
    -Yine kötülük yaparsa?
    -Yine iyilik yaparız.
    -Soruyu tekrar eder;-Yine kötülüğüne devam ederse?
    Cevap verirler:-Düşünürüz efendim derler.

    Peygamber Efendimiz :
    -Çağırın Ali'yi diye buyurur.İmam Ali gelir,
    Peygamber Efendimiz İmam Ali' ye sorar;
    -Ya Ali!
    Birisi sana kötülük yaparsa sen ne yaparsın?
    Cevap verir Şah-ı Merdan ;
    İyilik yaparım, der.Peygamber Efendimiz 7 kez tekrar eder.
    İmam Ali de 7 kez "iyilik yaparım" der.Son defa sorunca da o iyilikler Şahı şu mükemmel cevabı verir;
    -Ya Resulullah!
    Kötülük yapan kötülüğünden usanmıyorsa,
    ben iyilik yapmaktan niye usanayım ki...!der.
    Peygamber soru soranlara döner ve
    "Neden çok sevdiğimi anladınız mı" der...

    O iyilikler Şahına Aşk-ı niyaz olsun...
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  12. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  13. #8
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Bir gün Hızır (a.s.) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşmış. İhtiyar kendi kendine yıkanmaktaymış. Hızır demiş ki: - Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederlerdi. İhtiyar adam şöyle cevap vermiş: - Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş. Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etmiş: - Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyeceksin ki? İhtiyar adam şöyle demiş: Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keseletir miydi? Hızır (a.s.) duydukları karşısında çok şaşırmış. Allah’ım demiş, bana verdiğin Seni sevenlerin listesinde bu ihtiyarın adı yok, bu nasıl olur? Yüce Allah şöyle demiş: “Ey Hızır! Biz, bizi sevenlerin listesini sana verdik ancak bizim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır..." Hz Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî der ki; İnsanın kalbinde saklı öyle şeyler vardır ki verdikçe çoğalır, Bu hazinelerin başında SEVGİ gelir. İşte bir dostun bir dosta verebileceği hediyelerden bazıları şunlardır ki;
    -Gönlü rahatlatacak bir TEBESSÜM! ...
    Kalbe kuvvet verebilecek bir TATLI SÖZ! ...
    Morali düzeltecek bir TAKDİR! ...
    Neşesini yerine getirecek bir ŞAKA! ...
    Kızgınlığını söndürecek bir HOŞGÖRÜ!
    Hoşa gidecek bir güzel DAVRANIŞ! ...
    ALLÂH’ın Râhmetini çekecek bir HAYIR DUÂ
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  14. #9
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Pir Abdal Musa ile ilgili bir rivayet:


    Teke (Antalya) ilinin Alaiye (Alanya) sancak beyinin oğlu Gaybi Bey, 18 yaşındayken arkadaşları ile ava çıkar. Avlanırken tepe üzerinde bir ahu görür beyzade. O esnada ahu onun önüne çıkagelir. Gaybi Bey onu görünce hemen bir ok çıkarıp, ahuya fırlatır. Kirişten çıkan ok ahunun sol koltuğunun altına saplanır fakat ahu yıkılmaz, sıçrayıp kaçar. Gaybi bey de ardına düşer. Ahudan durmadan kan akar, Gaybi Bey de onun kaçışına bakar.


    Ciddi bir şekilde onun izini sürer. Dağlar, vadiler geçip bir sahraya inerler. Yaralı ahu büyük bir asitane kapısından içeri girer. Gaybi de arkasından dergâha girerek, dervişlere geyiği sorar. Meğer o sahradaki bu dergâh, velayet erenlerinden Seyyid Abdal Musa Sultan’a aitmiş. Abdal Musa Sultan, burada büyük bir asitane yaptırmış. Onun hizmetinde pek çok kişiler varmış. Yanına gelenler mutlaka mürit ve muhip olup kalırlarmış. Pek çok dervişi varmış. Hepsi Abdal Musa’ya layıkı ile hizmet ederlermiş. İşte geyiğin ve Gayi Bey’in girdikleri dergâh bu idi.


    Dervişler Gaybi Bey’i görüp, karşıladılar ve atının dizginini tutup: ‘Buyrun, ziyarete geldiniz ise aşağı inin’ dediler. Gaybi Bey: ‘buraya oklanmış bir ahu geldi, o benim avımdır, onu bana verin’ dedi. Dervişler de: ‘Buraya böyle bir ahu gelmedi ve biz görmedik’ dediler. Bunun üzerine Gaybi Bey: ‘Hiç dervişler yalan söyler mi, ne için inkâr ediyorsunuz? Ben ahuyu kendi gözümle gördüm, buraya gelip içeri girdi’ dedi. Dervişler bu sözler karşısında hayret ettiler: ‘haberimiz yok, bilmiyoruz’ dediler. Gaybi Bey bu durum karşısında bir hayli öyle kaldı. Bey böyle düşüncelere dalmışken, dervişler: ‘sultanım, Alanya beyi oğlu gelmiş, bizden av talep ederler’ dediler. Sultan da onu bana gönderin dedi.

    Sultanın yanına varan Gaybi Bey halini anlattı ve neden orda bulunduğunu açıkladı. Bunun üzerine Abdal Musa Sultan: ‘o ahu neden senin avın oldu?’ diye sordu. Bey cevapladı: ‘sultanım, ben onu ok ile vurdum, üzerine at sürüp hayli koştum. Çok menzil aldı, yoruldu, güç ile buraya geldi.’ cevabını verdi. Bunun üzerine Abdal Musa Sultan: ‘o oku görünce bilir misin, tanır mısın’ diye sordu. Bilirim cevabını alan Abdal Musa Sultan, kendi kolunu kaldırıp, koltuğunun altında saplı oku gösterdi. Okunu tanıyan Gaybi Bey kendinden geçti.”



    Kaygusuz Abdal’ın, Abdal Musa’yla tanışması ve beyliği bırakıp dergâha hizmet etmesi böyle başlamıştır. Kaygusuz Abdal, uzun bir dönem dergâha hizmet etti.
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  15. #10
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.100
    Ettiği Teşekkür
    55
    248 mesaja 289 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Hz. Selmanı Pak´dan Rivayet olunur ki;
    .
    Birgün Nübüvvet nuru Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Şah-ı Merdan Emirülmü´minin İmam-ı Ali´nin evine gitti. Evde Velayet mülkünün sahibi Şah-ı Merdan İmam Ali, Hidayet nurunun sahibi Hz. Fatıma-tı Zehra, İnayet nurunun sahibi Hz. İmam-ı Hasan-ı Müctaba oturuyorlardı. Hz. Peygamber efendimiz içeri girince hepside ayağa kalkarak Hz. Peygamber efendimize saygı ile yer gösterdiler, mübarek ellerine niyaz ettiler. Onlar beraberce sohbet ederken içeriye Rahmet nuru Hz. İmam-ı Hüseyin girdi. Hz. Peygamber efendimiz ayağa kalkarak Hz. İmam Hüseyin´i kucakladı, bağrına bastı ve yanı başına oturttu.
    .
    Hz. İmam Hüseyin´e derin bir sevgi gösterip bu kadar iltifatta bulunan Hz. Peygamber efendimizin, Hz. İmam Hüseyin´e aşırı sevgide bulunmasına karşılık; Hz. Şah-ı Merdan İmam-ı Ali şaka yaparak, Peygamber efendimize: “Ya Resullulah, Beni mi çok seviyorsun, yoksa Hz. Hüseyin´imi söyle bakalım? Tercihini kimden yana koyacaksın” dedi.
    .
    Hz. Peygamber efendimiz gülümseyerek: “Hepinizde benim gözlerimin nurusunuz, fakat hanginizin fazileti daha fazla ise bende tercihimi ondan yana koyarım” dedi.
    .
    Hz. Peygamber efendimiz, Hz. Ali´ye dönerek: “Ya Ali senden başlayalım, önce sen faziletlerini say bakalım, senin faziletlerin nelerdir? dinleyelim görelim. Daha sonra da Hz. ciğer parem Hüseyin´imi dinler sonra ikinizin faziletlerini karşılaştırırız. Hep beraber karar veririz, şimdi söz sende” diyerek Hz. Peygamber efendimiz sözü Hz. Ali Keremullaha bıraktı.
    .
    Hz. Şah-ı Merdan söze şöyle başladı: “Önce biz Ehlibeyt´ini kendi Kudret nurundan yaratan o yüce Rabb´imize hamdu senalar ve sonsuz şükürler olsun ki bizleri 18 bin alemlerin üzerine Cenabı yüce Tanrı kendi Hüccet´i olarak gönderdi.
    .
    Benim faziletlerime gelince, Ben Cenabı Hakk´ın Velayet nuruyum, şahlar şahıyım, evliyalar evliyasıyım, enbiyalar enbiyasıyım, veliler velisiyim, nebiler nebisiyim, aşıkların, sadıkların ser çeşme başıyım, Kevser havuzunun sahibiyim.
    Ben Haydar-ı Kerrar, Ebul Turab´ım, Emirülmü´minin mümün- lerin yol göstericisiyim.
    .
    Ben Kur´an-ı Natık´ım, yüce Tanrı´nın sır hazinesiyim, besmelenin içindeki ´B´ nin altındaki bir noktayım.
    Ben Ali-yel Veliyullahım, yüce Tanrı´nın galip arslanıyım, Hz. Muhammed´in vasisi, Hz. Allah-u Teala´nın halifesiyim.
    Ben Kalu Bela´da ruhlaları irşad edenim, 124 bin peygamber ile sırran Hz. Muhammed Mustafa ile aşikar gelenim, Aliyül Kebirim, mahşer yerinde mümünlerin amel defterlerini inceleyecek benim.

    Ben Allah´ın adalet kılıcıyım, Ali Keremullah´ım, İncil de Eli, Tevrat´ta İlya, Zebur da Aliyül Azim, Kur´an´da Ali´yül Kebir olarak zikredilen benim” diye Hz. Hazret´i Şah-ı Merdan devam edip giderken, Hz. İmam-ı Hüseyin kalktı ve gülerek babası Hz. Şah-ı Merdan İmam-ı Ali´nin boynunu kucakladı ve ellerinden öperek: “Sevgili babacığım senin faziletlerini İncil, Tevrat, Zebur, Kur´an ve 124 bin Peygamber saymakla bitirememiş ki; Sen, bize fazilet ve kerametlerini saymakla bitire bilesin. Saymakla bitirmeye çalışsan zaten bizim ömrümüz buna kafi gelmez.

    Sen zaten Tanrı´nın görünen cemali, konuşan dili, gören gözü, Tanrı´nın ilminin hazinesisin. Sen sıratel müstakimin kurucusu ve bizlerde sürücüsüyüz. Senin yüce sıfatlarınla boy ölçüşmek ne bizim ne de başkalarının haddi değildir. Şimdi iki cihan serveri Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) aramızda hakim olsun, Annem Hz. Fatıma, göz bebeğim kardeşim Hz. Hasan´da şahit olsun, benim soracağım sorulara sen cevap vereceksin tüm Ehlibeyt şahit olacak. Şimdi ben zahiri ilimden soracağım, biz Ehlibeyt´in batını yönünü ele almayacağım. Zahir ve batının arasındaki fark çok büyüktür, batını demek Cenabı Hakk´ın sır perdesi ile kaplı, bu Hz. Ehlibeyt ile Cenabı Hazret´i Allah´ım arasındaki sır perdesini 124 bin peygamber aralamaya vakıf (muktedir) olamamışlardır. Onun için batını yönü bir kenara bırakıyorum, zahiri yönünü yani herkesin görüp duyduğu yönünden soracağım.
    .
    Birinci sorumu Hz. Ehlibeyt şahit olsun beraberce cevaplayın. Benim babam Şah-ı Merdan İmam-ı Ali Keremmullah mı üstündür? yoksa Hz. Ali´nin babası Abu Talip mi üstündür?” diye sordu.
    Hz. Peygamber efendimiz gülerek Hz. Ehlibeyt´e sordu ve hepsi birlikte: “Hz. Hüseyin´in babası Şah-ı Merdan üstündür, hem de bunların arasındaki farkı kıyaslamak bile mümkün değildir” dediler.
    .
    Hz. İmam Hüseyin devam etti: “Sevgili babacığım ikinci sorumu soruyorum; Anne bakımından ele alalım, senin annen Esed kızı Hz. Fatıma´mı daha üstündür? yoksa benim annem Firdes Ala´da meleklerin feriştahların kıbleğahı, secdeğahı, şehidlerin annesi ünvanını almış, elinde Cenabı Hakk´ın yeşil fermanı bulunan tüm kadınların şefaatkanı Hz. Fatıma-tı Zehra mı üstündür?”
    Hz. Şah-ı Merdan´ın gözleri yaşlarla dolarak: “Senin annen yaratılan 18 bin alemlerinin annelerinin en üstünü, en değerlisi, en kıymetlisi. Senin annen Fatıma-tı Zehra´yı hiç bir anne ile kıyaslamak mümkün değildir” dedi.

    Bu cevaba Hz. Peygamber efendimiz ve tüm Hz. Ehlibeyt gülüştüler ve hep beraber bu cevabıda onayladılar.
    Hz. İmam’ı Hüseyin üçüncü soruyu sordu: “Sevgili babacığım dede bakımından soruyorum, Senin deden mi üstündür? Benim dedem mi üstündür? cevabını bekliyorum” diye sordu.

    Hz. Şah-ı Merdan gülümseyerek: “Ya Hüseyin, tabi ki dedelerimizi kıyaslamak mümkün değil. Benim dedem Abdul Muttalip gerçi çok değerli, üstün zekalı, hatırı sayılır, ilime önem veren, çevresi geniş, İslam dininin yayılmasında büyük çaba ve emek sarf etmiş, nüfusu geniş ticaretle uğraşan mert ve cömert bir kişiydi. Ama senin deden Hz. Muhammed ile kıyaslanması, aynı teraziye konması mümkün değildir. Hz. Muhammed Cenabı Hakk´ın Nübüvvet nurundan meydana gelmiştir. İki cihanın son ve en kutsal Peygamber´i, aynı zamanda ahır zaman nebisidir. İki cihanda Arasat´ta kalanlara şefaat edicisidir. Fahri kainattır. Benim dedemle kıyaslanması asla mümkün değildir” deyince, Hz. Ali´nin cevabına hep beraber gülüştüler.
    .
    Hz. İmam Hüseyin devam etti: “Sevgili baş tacım göz nurum babacığım, dördüncü sorumu soruyorum; Kardeş bakımından senin kardeşin mi üstündür? benim kardeşim mi üstündür? buna bakalım ne cevap vereceksin” dedi.

    Hz. Şah-ı Merdan İmam-ı Ali bu soruya şöyle cevap verdi: “Ya Hüseyin benim kardeşim Caferi Teyyar Allah yolunda, İslam sancağını taşırken iki kolları Kafirler tarafından kesilerek şehit olmuştur. Cenabı Yüce Allah´ım ona mükaffat olarak melekler gibi iki kanat vererek onu gökyüzüne uçurmuştur. Onun bu kerametinden dolayı adına uçan adam anl***** gelen Caferi Tayyar ünvanı verilmiştir. Şimdi sekiz uçmakda yani sekiz cennette uçarak dolaşmaktadır”, deyince Hz. İmam Hüseyin yarı kederli yarı tebessüm ederek; “Peki baba Cenabı Yüce Hakk katında şehitlerin incisi sekiz uçmağın anahtarını elinde bulunduran, Cenabı Hakk´ın İnayet nuru kimdir?” deyince Hz. İmam-ı Ali´nin gözlerinden yaşlar akarak: “Ya Hüseyin hepimiz biliyoruz ki bu yüce makamın sahibi kardeşin, yani hepimizin ciğer paresi senin kardeşin İmam-ı Hasan´dır” diye, İmam-ı Hasan´ın boynuna sarıldı hepside ağlaştılar.
    .
    Hz. Hüseyin tekrar sordu; “Sevgili canım babacığım, senin iki cihanda da hükmün altında olmayan hiç bir varlık yoktur. Hatta bir karınca dahi senden izinsiz yolda dahi yürüyemez, emrinin altında olmayan bir tek karınca dahi yoktur. İki cihanda en değerli olan aşıkların, sadıkların, erenlerin, evliyaların, enbiya- ların, velilerin, nebilerin tüm gaip erenlerin can atarak keşke Cenabı yüce Tanrı´m Ehlibeyt aşkına bana da bir bade verse dediği, o badenin adı nedir ve badenin kaynağı neresidir? Bu kaynak kime emanet edilmiştir? Sıra ile cevapla” dedi.
    .
    Hz. Emirülmü´minin İmam-ı Ali gülerek: “Bu badenin adı Kevser suyudur. Ana kaynağı Firdes Ala´da Cenabı Hakk´ın en yüce makam dediğimiz sekizinci cennetin en üst tabakasındadır. Cenabı Yüce Tanrım Kur´an-ı Kerim´de; “inna a tayna Kel kevser fasalli lirabbike venhar inne şanieke Hüvel ebter” diye şereflendirdiği bu ayet bize bizim Ehlibeyt´imizin şanına inmiştir. Bizim zürriyetimiz kıyamete kadar, ordan da ötede devam edecektir. Bu Kevser suyu Cenabı Allah-u Teala´nın emri ile bana emanet edilmiştir. Bade benim emrim ile Allah´ın aziz ve sadık dostlarına verilir” dedi.
    .
    Hz. Hüseyin: “Peki sevgili babacığım, bu Kevser suyu kadar Kutsal ve onun kadar Tanrı katında en makbul olup değer taşıyan bir başka nesne yok mudur?” diye sordu. Şah-ı Merdan: “Evet Evladım, Allah katında en değerli olan bir başka nesnede şehitlerin kanı ve gözyaşıdır. Bunlardan kutsal ve daha değerli hiç bir şey olamaz” diye cevap verdi.
    .
    O zaman Hz. İmam Hüseyin gözyaşlarını tutamayarak: “O zaman Kerbela´dan, Kanlı Kerbela´dan başlayalım” der demez yer gök sarsıldı.
    Cenabı Hakk Teala´dan şu nida duyuldu: “Ya Hüseyin ben seni tüm şehitlere serdar eyledim. Senin kanından üstün hiç bir şey olamaz. Senin katillerine, seni katledenlere, seni katlettirenlere milyarlarca defa lanetler olsun” diyerek Cebrail´i, Mekail´i, İsrafil´i, Cibril ve Azrail´i, Cenabı Hakk başsağlığı taziyet ve teselli için Hz. Ehlibeyt´in yanına gönderdiler.
    .
    Hz. Hüseyin olsun, Hz. Ehlibeyt olsun, oradaki bulunan melekler olsun kanlı Kerbela sözüne saatlerce ağlaştılar ve Hz. Hüseyin´e davanda haklısın diyerek tebrik ve teselli eylediler. ´Hiç bir varlık Kerbela ile kıyaslanamaz´ dediler.
    .
    Hz İmam Hüseyin, Hz. Ehlibeyt´in üzüntüsünü birazcık olsun dağıtmak için gülerek: “Birazda batını ilimden yani tasavvuf ilminden bahsedelim” diyerek, Anne´si Hz. Fatıma´ya döndü ve şöyle hitap etti: “Sevgili Anne´ciğim sahi cennetteki kevser pınarının su tasının sende olduğunu söyleyip dururdun, o mübarek tası göre bilirmiyim?” diye annesinden ricada bulundu.
    Hz. Fatıma Anne´miz bir hayli duraksadı ve Hz. Hüseyin´nin boynunu kuçaklayarak: “Ya Hüseyin daha sen küçüksün ne yapacaksın Kevser tasını ilerde inşallah görürsün” deyip konuyu kapatmak isdedi.

    Hz. Hüseyin güldü: “Yoksa Anne kevser tasını çaldırdınmı?” diyerek Fatıma Anne´mizi sıkıştırmaya başladı.
    Fatıma Annemiz ağlamaya başladı. Hz. İmam Hüseyin gülerek: “Anne aslında sen bu olayın duyulmasını istemiyorsun her halde, iyisimi ben anlatayım da sende yıllardır çektiğin bu sıkıntıdan kurtul” diyerek söze şöyle başladı: “Anne´ciğim ben sana zahiri degil batını yaşını soruyorum, kaç yaşındasın?” diye sordu.

    Hz. Fatıma Anne´miz içini çekerek: “Evladım yaşımı ancak bizleri yaratan Allah bilir, ancak şu kadarını söyleye bilirim; Cenabı Hakk Teala beni yarattığında ne yer, ne gök vardı, ne bir melek ne de bir feriştah vardı, ne Adem ata ne Havva Anne vardı. Cenabı Allah-u Teala, Arşı Ala´da oturuyordu bende Firdes Ala´da oturuyordum. Cenabı Hakk ile ikimizden başka canlı bir mahluk yoktu” dedi.
    .
    Hz. Hüseyin güldü: “İşte bende tam ordan bahsetmek istiyordum Anne´ciğim, hatırla bakalım o yalnızlık zamanında Firdes Ala´da dolaşırken hani bir civan deli kanlı yanına gelerek Tanrı aşkına, Ehlibeyt hürmetine, Kerbela şehitleri canı için İmam Hüseyin hatırına bir yudum su verde içeyim diye senden su istediğinde, sende bir tas Kevser suyundan doldurup da o civan gence su verdigini hatırlıyormusun. Hatırladığım kadarı ile o civan suyu senden alıp içtikten sonra Kevser tasını koynuna atarak ordan kaçıp gitmiş, sende Tanrı´nın bana emanet ettigi Kevser tasını çaldırdım diye yıllardan beri gizli gizli ağlayıp durursun öyle değil mi?” dedi.
    Hz. Fatıma Anne olduğu yerde dona kaldı, ağlamaktan mübarek gözleri kan çanağı gibi oldu.
    Hz. Fatıma Anne´nin ağlamasına dayanamayan Hz. Resulullah, Hz. Fatıma´ya: “Ya Fatıma, Hz. Hüseyin´in anlattıkları doğru mu? sen ne diyorsun?” diye sordu.
    Hz. Fatıma Anne göz yaşları arasında cevap verdi: “Ya Resullulah, Hz Hüseyin´in anlattıklarının hepsi de dogru, yıllardır bu korku yüreğimi kemiriyordu ki Ben Tanrı´nın amanetini mahşer günü nasıl vereceğim, Cenabı Hakk´ın yüzüne nasıl bakabilirim der dururdum. Şimdi ise sır duyuldu, şimdi ben ne yapayım?” dedi.

    Şah-ı Merdan güldü: “Ya Fatıma, belli ki tası senden alan Hz. Hüseyin´dir. Çünkü tüm aranızda geçen olayları baştan sonuna kadar Hz. Hüseyin tüm detayları ile anlattığına göre sen en iyisi Hz. Hüseyin´nin yakasını bırakma. Hz. Hüseyin sana o Kevser tasını mutlak bulur”, diye aralarında şakalaştılar.
    Hz. İmam Hüseyin elini koynuna soktu ve Kevser tasını çıkardı, Fatıma Anne´ye uzatarak: “Anne´ciğim bak tas buraya saklanmış, Ben senin üzülmene dayanamam” diye espiri yaptı. Tüm Ehlibeyt parmak ısırarak, Hz. Hüseyin´in kerametine hayran kaldılar.
    Hz. Fatıma ağlayarak: “Bu sırrımı Allah´tan başkası bilmez derdim ama meğerse Hz. Hüseyin´imde biliyormuş” diyerek Hz. Hüseyin´in mübarek gözlerinden öptü.

    Kevser tasını, Hz. Hüseyin´den aldı ve: “Mahşer günü senin yarenlerine ve Kerbela şehitlerine bu tasla su dağıtacağım” müjdesini verdi.
    İnşallah bizlere de bir tas Kevser suyu Fatıma Anne´mizin elinden kısmet olur da içeriz. Allah Allah...
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.