Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Çorum Olayları: "Cami bombalandı" söylentisi

  1. #1
    Forum Gönüllüsü SerkanDgn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    22-03-2008
    Bulunduğu Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.714
    Ettiği Teşekkür
    9
    4 mesaja 4 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    35

    Standart Çorum Olayları: "Cami bombalandı" söylentisi

    Çorum Şehri yıllar boyu, Anadolu geleneksel mozaik yapısının bir örneği idi. Çorum Halkı, farklı etnik ve kültürel yaşam tarzlarına rağmen, barış içinde yanyana yaşarken, Şehir, 1980 yılı baharı ile birlikte patlamaya hazır bir bomba haline dönüşmüştü. MHP’li Gün Sazak öldürülmüş, yine bir yerlerden düğmeye basılmış, olaylar başlamıştı. O acılı ve zorlu günlerde, olayları birebir yaşamış üç arkadaşımız, bize görgü tanıklığı yaptılar, yaşadıklarını anlattılar Cemal Kelik, olaylarının olduğu 1980 yılında 15 yaşında ortaokul öğrencisiymiş. Olaylardan kısa bir süre sonra da Çorum’dan ayrılmış.
    Muzaffer Ergeldi, Çorum Olayları’nda 18 yaşında olan Ergeldi, Olaylar sırasında köyde yaşıyormuş. Bize, ilk gerginliğin Ramazan ayında köylerde başlamasının, önemli bir ayrıntı olduğunu söyledi .
    Muharrem Erdem, Olayları Çorum’da yaşamış. Aslen Çorum’un köyünden olan Erdem, Olayların olduğu yıl 38 yaşındaymış ve Merkez’de öğretmenlik yapıyormuş.
    Çorum nasıl bir kenti? Olaylardan önce verdiği görüntü nasıldı. Bize biraz anlatır mısınız?
    Cemal Kelik; Genelde Kürt, Türk, Alevi, Sünni köyleri karışık ya da yanyana, ama sorunsuz yaşıyorlardı. Herkes birbirine saygılı idi. Alevi Sünni Sorunu gibi bir sorun olmamıştı. O zamanlar sorunlar ‘sağ sol’ meselesinden çıkardı. Çorum ikiye bölünmüştü. Birinci Olaylar’dan sonra, Sünni Vatandaşlar bile evlerini terk etmek zorunda kaldılar.
    İkinci Olaylar’la birlikte Çorum’da artık barış ortadan kalmıştı, artık ‘sağ sol’ meselesinin yerini ‘Alevi Sünni’ meselesi almıştı. Olayların başlamasına neden olanların amacı da zaten bu idi ve nitekim bunu da başarmışlardı.
    Muharrem Erdem; Çorum Şehri, Ankara ile Samsun arasında yer alır. Sanıyorum o zamanki nüfusu, 100 bin civarında idi. Etnik yapı itibarı ile Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Çerkez karışık bir Şehir’di. Olaylar’dan önce Halklar’ın arasında herhangi bir düşmanlık yoktu. Farklı olmalarına rağmen, herkes birbirine saygılı yaşayıp gidiyordu. Ama olaylardan sonra, herşey değişti. Örneğin Sünni Bölgeleri’nde yaşayan Aleviler göç etmek zorunda kaldılar
    Olaylar başladığında nerede idiniz?
    Kelik; Olaylar başladığında dışarıda idim. Akşama doğru ‘cami yakılıyor’ diye bir söylenti yayıldı. Zaten Çorum ikiye bölünmüştü. Sağcıların ve solcuların gittikleri okullar bile ayrı idi. Olaylar’dan sonra artık bu iyice arttı. Olaylar’ın başlaması ile birlikte barikatlar kurmak zorunda kaldık.
    Ergeldi; Köyde yaşıyordum o sıra ben. Yozgat istikametinden otobüslerle Ülkücüler’i getirip, halka saldırttılar. Birinci Çorum Olaylar’ı çıktıktan sonra, yollar kapatıldı. Yiyecek, çay, sigara sıkıntısı başladı. Halk olarak kendi gücümüzle savunmaya çalıştık kendimizi.
    Erdem; Ben Çorum’un içinde idim. Kentte, Polis’e bağlı güçlerin yarattığı gergin bir ortam vardı. Amasya‘daki 1 Mayıs gösterilerilerine gidiyorduk. Polis ve Asker yolu kesti. Polis, bizi bir odaya doldurdu ve dövdü. Halbuki 1 Mayıs yasaldı. Polis’in buna benzer yoğun tahrikleri vardı. Örneğin Polis, Eti Ortaokulu’nda okuyan gençler üzerinde hergün oyunlar oynuyordu. Tahrik edip, olay çıkartıyordu.
    Olaylar’dan kısa süre önce Gün Sazak öldürülmüştü. Bu haberle birlikte ortalık iyice gerilmişti. Herkes tedirgindi. ‘Her an olay çıkacak’, diye bekliyorduk artık. Bu yüzden de önlem almaya çalıştık. İyi ki de alınmış bu önlemler. Yoksa çok daha büyük bir katliam yaşanabilirdi. ‘Alaaddin Camii bombalandı’ söylentisi ile başlayan olayların ardından, bir taksi ana caddeden çevreyi tarayarak geçti. Zaten herşey böyle başladı. Bir anda ortalık ana baba gününe döndü ve kaos başladı.
    Olaylar sırasında Güvenlik Güçleri’nin ve Polis’in durumu nasıldı?
    Kelik; Askerlerle bir problemimiz yoktu. İkinci Olaylar, ‘camii yakıldı’ söylentisi ve bir kaç tane polisin içip, içip sokağa çıkmaları ve havaya silah sıkmaları ile başladı. Olaylar başladıktan sonra evler yakıldı, yakınımızdaki camiiden atılan kurşunlarla arkadaşlarımızı, tanıdıklarımızı öldürdüler.
    Asker’le bir sorun olmadı ama Özel Tim ortalığı karıştırıyordu. Sivas’tan Özel Tim getirilmiş. İşte o zaman insanları taramaya başladılar.
    Erdem; Bu tahrik tamamen sivil polis tarafından yapıldı. Bizim bölgedeki bütün polis şehir dışına çıkartılmış. Halkın kendisini savunmasından başka alternatif yoktu. İnsanlar birbirleri ile o zamana kadar olmadığı kadar dayanışma içinde davrandı. Çorum halkı, ilerici, demokrat güçlerle elele vererek kendisini savundu. Eğer bu sağlanamasa idi, kayıplar çok daha fazla olurdu. Saldırıların olduğu günlerde, bir geceyarısı, yakındaki tepelerden üzerimize susturucu takılmış silahlarla kurşunlar yağmaya başladı. 20-30 kişi tepelere doğru koşmaya başladık. Tepelere varıp, onları püskürttük. Hemen ardından, ortaya ordu birlikleri çıktı. Çevremizi sardılar. Bizi suçlamaya başladılar. Nerede ise biz kendimizi savunduğumuz için suçlu duruma düşürüldük. Püskürttüğümüz grup, bütün gün Aleviler’in evlerini ateşe verdi. Yangın söndüren araçların önünü polis kesti ve yangın yerine girişlerini engelledi. Asker, yanan evleri sadece seyretti. Düşünün, sayıları onbinlere varan, sürü halinde bir kalabalık, halkın üzerine ‘allah, allah’ sesleri ile saldırıyordu. Böyle bir saldırı gerçekten beklemiyorduk.
    Kimdi bu saldıranlar?
    Erdem; Saldıranlar, dışarıdan da getirilen MHP kökenli ülkücü Güçler’di. ‘Sağ sol’ çatışması havası verdiler önce. Sonra ‘Alevi Sünni’ çatışmasına dönüştürülmeye çalışıldı. Bu süreçte Çorum Halkı iyice siyasileşti.
    Kelik; Halk’la bir çatışma yoktu. Polis’le çatılışılırdı. Gerilim artınca Çorum Halkı da Polis’e tavır almaya başladı. Daha önce hiç bir şeye karışmayan, solculara kızan Normal Vatandaş da Polis’e tavır alması gerektiğini anlamıştı. Asıl suçluların kim olduğunu görmüştü Halk.
    Ergeldi; Ortada Güvenlik Gücü, diye bir şey yoktu. Asker öylece duruyordu. Ramazan Ayı’nda ilk gerilim başladı. Biz ekmek kavgasında olan insanlardık. İş, ekmek, eğitim istiyorduk. Önce ‘sağ sol’ meselesi ile başlatıldı. Sonra ‘Alevi Sünni’ kavgasına dönüştürüldü, gözümüzün önünde yakınlarımızı kaybettik.
    Son dönemlerde yine benzer oyunlar oynanıyor. Aynı senaryo farklı versiyonlarla yazılıyor. Size göre bunun nedeni nedir?
    Erdem; Devlet, Osmanlı zihniyetini yaşıyor hala. Derin Devlet, İslam ve Türkçülük çerçevesinde kimi zaman dini, kimi zaman milli duyguları öne sürüyor. Çorum Olayları’nda İlericiler ve Demokratlar ile Halk bir arada hareket edemese idi ve saldırganları püskürtmese idik, Devlet hiç de ortada görünmeyecekti.
    Demokrasi Güçleri ne zaman bir araya gelip biraz güçlenmeye başlasa, Devlet aynı taktiğe başvuruyor. En ufak hak talebi, bugün bölücülük olarak adlandırılıyor. Aslında Derin Devlet’in kendisi bölücü. Çünkü çıkarları tehlikeye giriyor. Ordunun harcaması kontrol edilmeyen tek ülke Türkiye. Bunun söylemek, telaffuz etmek bile suç oluyor.
    Kelik; Devlet ve Devlet’in polisi tahrik ediyor. O zamanlar, Türkeş her tarafta yaptığını Çorum’da yapamıyordu. Bunu kırmak için yaptılar. Böylece halkı sindirmeye çalıştılar. Ergeldi; Yine benzer olaylar yapılmaya çalışılıyor. Bundan halkın bir çıkarı olamaz. Birileri bu işlerden çıkar sağlamaya çalışıyor, kargaşadan medet umuyor. Bu oyunları çok akıllıca, yeni çağa göre, döneme göre yapıyorlar.
    Siz Ülkeniz’i bu insanlara göre daha az mı seviyorsunuz?
    Kelik; Biz Ülkemiz’i seviyoruz ve barış içinde kardeşçe yaşamak istiyorduk o Ülke’de. Ben olaylarda sonra ayrılmak zorunda kaldım. Zaten kısa süre sonra12 Eylül Darbesi yapıldı. Korkuyorduk. Demokrasiden yana olmak, İlerici olmak, Alevi olmak bizim korku içinde, tedirgin yaşamamız demekti. Suçu olmayan insanların üzerine saldırmak ve onları evlerinden barklarından etmek, vahşice öldürmek, vatanseverlik olamaz.
    Ergeldi; Öyle acı ve korku dolu günler tekrar yaşamak istemiyoruz biz. O toprağa düşmanlık ekmek herkese zarar verir. O toprağa birileri düşmanlık ekmek istedi.
    Erdem; Ben Ülkem’i çok seviyorum. Benim atalarım Kurtuluş Savaşı’nda bu ülkeyi savunmuşlar. Şimdi ‘sözde vatandaş’ deniliyor bu insanlara. İnkar Politikası, Devlet’i suç işlemeye yöneltiyor. Halk’a karşı suç işliyor Devlet.
    KAYNAK: alevi.com

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Başkent'te elektrik kesintisi..
    • » Güzel bir yazı
    • » Rusya’da doğalgaz satrancı
    • » Kerimoğlu :Türk Kadını Cefakardır
    • » CHP'den 'Sanatçı Açılımı'
    • » Askerden İmalı 'Hakime Takip' Yorumu
    • » işte en ilginç deprem alametleri
    • » 14 Ağustos 2010-Ordu/Ünye Yusuf Baba...
    • » Sarızeybek Erdoğan'ı kızdıracak
    • » 2008 Nobel Fizik Ödülü

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » hasan sabah kimdir bir alevi önderimi...
    • » Pir sultan abdal üzerine
    • » Deniz GEZMİŞ
    • » Alevi bektaşi inancinda tahtaci süreği
    • » Kentleşme ve Alevilik
    • » İzzettin Doğan'ın Sunni üstadı kim?
    • » Cumhurbaşkanlığ ı Forsu da Alevilere...
    • » Hz. Ali özdeyişleri
    • » Kızılbaşlık Nedir....
    • » Aleviler peygamber olarak kimi kabul...
    Seke seke geldim ayağım yoktur
    Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
    Kimi kafir olmuş karnısı boktur
    Süzünü süzünü postunda otur.

    Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
    Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
    Muhammet elçisi Ana’dır deyin
    Hak için dergâha niyaza inin.


    Bildiren: Pir Zöhre Ana

  2. #2
    Forum Gönüllüsü FadimeBK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    28-03-2008
    Mesajlar
    2.404
    Ettiği Teşekkür
    5
    8 mesaja 9 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    İncirlik Üssü'ndeki ABD 39. Wing Komutanlığı bünyesinde bulunan ahlaksız ABD'li askerler yılbaşı gecesi üs içerisinde bulunan camiye girip taşkınlık yaptılar. Minberi yıkıp camı çerçeveyi kıran ABD'li askerler, Kur'an-ı Kerim''i yırtarak büyük bir alçaklığa daha imza attılar.

    10 Ocak 2013, 01:13


    Coni bunu hep yapıyor

    Terörist ABD’nin ‘insan hakları götürmek’ yalanıyla işgal ettiği ülkelerde oluşturduğu kaos ortamı, terörizm ve katliam operasyonlarının arkasında aslında İslâm düşmanlığı olduğu her geçen gün yeni kanıtlarla ortaya çıkıyor. Özellikle Afganistan ve Irak’taki terörist ABD askerleri, işledikleri insanlık suçlarının yanı sıra İslâm’a, Kur’an-ı Kerim’e ve Müslümanlara karşı besledikleri düşmanlığı gizleyemiyor. Son olarak Adana’daki İncirlik Üssü’ndeki şok iddiaları da ABD’nin İslâm’a karşı beslediği nefreti kanıtlar nitelikte.

    Adana’da yayınlanan “Çukurova’dan Merhaba” adlı yerel gazetede yayınlanan şok habere göre ahlâksız ABD askerleri İncirlik Üssü içerisindeki camiye girerek minberi yıkıp camiyi talan ettiler ve Kur’an-ı Kerim’leri parçaladılar. İşin daha vahimi Üs Komutanlığı’ndaki askeri yetkililer olayı örtbas etmek için camiyi güya ‘tadilat’ nedeniyle ibadete kapattılar.

    Olay niçin örtbas ediliyor?

    Yılbaşı gecesi ABD Askerleri’nin 10. Tanker Üs Komutanlığı’nda bulunan caminin içine girerek, ahşap Minberi yıkıp, camiyi talan ettikleri iddia ediliyor. İddialar arasında İncirlik Üssü’ndeki camii içerisinde taşkınlık yapan, her fırsatta İslâm düşmanlığını kanıtlayan ahlâksız küstah ABD askerleri, camii camlarını kırıp Kuran-ı Kerim’leri parçaladıkları da var. Habere göre konu askerlerimiz tarafından Destek Grup Komutanlığı’na bildiriliyor fakat konuya müdahil olan hukukçu Hv. Yüzbaşı Atalay Akman ve Destek Grup Komutanı Hv. İsth. Yrb. Ahmet Önal tarafından yapılan inceleme neticesinde üs Komutanlığı yanlış yönlendirilerek, konunun örtbas edildiği iddia ediliyor. Olay yeri inceleme çağrılmadığı, parmak izi tespitleri yapılmadığı da iddialar arasında. Cami şu an tadilat bahanesiyle ibadete kapatılmış, çalışanlar ve üs komutanlığı ise kandırılmaya çalışılıyor.

    Ordu, kimden neden korkuyor?

    Kendi toprağımızda, kendi dinimiz İslâm’a karşı yapılan bu soysuzluk karşısında ordu yetkililerinin, Amerikalı askerlerin yaptığı saygısızlığı belgelemek yerine örtbas etmeye çalışması çok vahim bir durum. Amerikalı askerlerin İslâm dinine karşı yapmış olduğu bu saygısızlığın ardından ibadet edilen cami tadilat bahanesiyle ibadete kapatılmış olması bir başka kabahat. Üs içinde bulunan Türkler caminin ibadete kapatılmasının tek nedeninin haddini bilmez provokatör Amerikalı askerin yaptığı tahribatın düzeltilerek örtbas edilmesi çabası olduğunu ifade ediyorlar. Amerikalı askerlerin yaptığı küstahlığın üstü kapatılmayarak hakkında derhal hukuki işlem başlatılmalı ve Amerikalı komutan ise Müslümanlardan özür dileyerek askerleri hakkında en sert müdahalenin yapılması için soruşturmayı bizzat başlatmalıdır.


    Sanki Amerikan toprağı!

    Türk topraklarında yer alan İncirlik Üssü adeta bağımsız bir ABD toprağı mantığıyla işliyor. Üs içerisinde tamamen ABD’nin dediği oluyor. Öyle ki araçlar ve gerekli diğer bütün gereçler tamamen ABD’ye ait! Personel, polis araçları, askeri araçlar hepsi Amerikan! ABD burayı öylesine kendi toprağı olarak kabul etmiş ki, ABD ordusunun Genelkurmay Başkanı ve önde gelen askeri yetkililer Irak’tan veya Afganistan’dan geçerken İncirlik’e istediği gibi uğruyor. Bu ‘ziyaretleri’ sırasında inip kalkan uçaklarda kimlerin ve nelerin bulunduğu bilinmiyor. ABD, Ankara’dan hiçbir yetkilinin denetimi yahut izni olmadan istediği gibi girip çıkabiliyor buraya. Hatta hükümetten bırakın izin alınmasını, haber verilip verilmediği bile şüphe götürüyor. ABD burayı adeta Amerikan toprağı gibi kafasına göre kullanıyor.


    Sarhoş asker minareden düşüp ölmüş!

    Çukurova’dan Merhaba’nın gazeteci Aytekin Gezici’nin arşivinden yaptığı alıntıya göre yıllar önce de küstah ABD askeri benzer bir ahlâksızlığa imza atmış. 28 Nisan 1972 Cuma günü Vatandaş Gazetesi’nin manşetinden duyurduğu haberin başlığında Müslümanlara tahammülü olmayan sarhoş bir Amerikalı askerin yaptığına bakın; Peygamber Efendimiz (s.a.v) dünyayı şereflendirmesinin sene-i devriyesi olan Mevlid Kandili gecesi saat 24.00 sıralarında İncirlik Üssü’ndeki camiye alkollü vaziyette giren 36 yaşındaki Amerikalı Çavuş Hersel B. Mahone kendisinin hareketlerini izleyen iki arkadaşının gözü önünde minarenin şerefesine çıkmış ve İngilizce ezan okumaya kalkmışmıştır. Bir ara ingilizce olarak, “Herkes kalksın. Allahım beni kurtar” diye bağırdığı duyulan sarhoş Amerikalı çavuş hiç beklenmedik bir anda10 metre yükseklikteki minarenin şerefesinden düşerek ölmüş”


    İslâm düşmanlarının ilk vukuatı değil

    İslâm düşmanı ABD askerlerinin yaptığı bu ahlâksız eylem ne ilk, ne de son olacağa benziyor.

    Daha önce Afganistan’daki Bagram üssünde ahlâksız ABD askerleri Kuran-ı Kerim yakmıştı. Kuran’lar yakılmak üzere üs dışına çıkarılan çöpler arasında bulunmuştu. Kur’an’a hakarete yeltenen ABD askerlerine karşı ayaklanan Afganistan halkı sokaklara dökülmüş, günlerce süren protestolarda onlarca Afganlı Müslüman yine ABD’li vahşi askerler tarafından katledilmişti. Dönemin NATO birliklerinin Amerikalı komutanı General John R. Allen, dünyadan gelen tepkiler üzerine İslâm düşmanı askerlerinin yaptıklarından dolayı güya özür dilemiş fakat hiçbir şekilde daha sonra yapılan benzer hareketlere engel olmamıştı.


    Kilisede Kur’an yaktırmıştı

    Yine Afganistan’da Kabil’in güneybatısındaki Deh Hodaidad köyünde bir camiyi basan gözü dönmüş ABD askerler, ibadet edenleri bir kenara toplayıp camideki Kur’an-ı Kerim’leri yırtmıştı. Olayın duyulması üzerine ülkenin birçok yerinde protesto gösterileri düzenlenmişti. Gazni vilayetinde yapılan protesto gösterisinde ABD askerileri, eylemcilere saldırmıştı. 2011 yılında da kilisesinde kurduğu temsili bir mahkemeyle “Kur’an’ı yargılama” (!) ayini yapan ABD’li İslâm düşmanı rahip Terry Jones, kürsüsünde Kur’an yaktırmıştı. Aynı şekilde Washington ve New York’ta da benzer ahlâksızlıklar yapılmıştı. Amerikan askerleri Irak’ta da 18 Mayıs 2008’de Kuran’ı Kerim’i hedef tahtası yaparak kurşun yağmuruna tutmuş, sayfalarını delik deşik etmişlerdi. İsmi açıklanmayan asker ise Irak’taki birliğinden alınarak sınır dışı edilmişti. Pentagon ise olaydan güya üzüntü duyduğunu söylemekle yetinmişti.

    Milli Gazete
    Konu FadimeBK tarafından (15-01-2013 Saat 21:47 ) değiştirilmiştir.
    Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

    “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”



    Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

    Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
    (Pir Zöhre Ana)

  3. #3
    Forumla Bütünleşmiş mehmeni60 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    10-01-2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    1.574
    Ettiği Teşekkür
    0
    2 mesaja 2 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart

    Suç Amerikan Askerinde değil onları Türkiyeye sokan İncirlik Üssüne yerleştiren tamam olur diye kafa sallayan soysuzlarda suç.

    Kime karşı saygı duyacaklarda Kur'an-ı Kerim"i Yırtmayacaklardı Kime karşı Sagı duyupda Camiye girip taşkınlıklar yapmayacaklar camı çerçeveyi kırmayacaklardı bu taşkınlığı yapsındiye getirdiler Gülünü seviyorlar dikeninede katlanacaklar.
    Bir ismim Bektaş bir ismim Ali
    Bir ismim Mustafa Kemal'im teni
    Bozatlı Hızırdır vallaha Piri
    Bir ismim Muhammet Mekkede yeri.

    ZÖHRE ANA

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.