Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Programı




Bu Program, “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun

31 Mayıs 1998 tarihinde gerçekleştirdiği Program Kurultayı’nda kabul edilmistir.



1.AABF’nin Tarihi

Alevilerin yurtdışında örgütlenmelerini “Yurtseverler Birliği�? adı altında kurulan derneklerin, 1979’da “Yurtseverler Birliği Federasyonu�? olarak federasyonlaşmaları ile başlatmak mümkündür. Ancak bu örgütlenme, 1983 yılıyla birlikte önemli ölçüde kesintiye uğramıştır. 1986 yılı ile birlikte Mainz, Frankfurt, Dortmund, Köln, Heilborn, Stadtallendorf, Hamburg, Berlin, St.Pölten, Duisburg, Münih, Stuttgart ve Ahlen gibi şehirlerde başlayan Alevi-Bektaşi örgütlenmesi Avrupa’da yeni bir şekil aldı. 1988’de başlayan federasyonlaşma çalışmaları 17.01.1991’de, 7 derneğin bir araya gelmesi ile, “Almanya Alevi Cemaatleri Federasyonu�? olarak resmen kuruldu. 1992’de yeni katılan derneklerle birlikte, federasyonun adı “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu�? olarak değiştirildi. 1993’te ise, yeni kurulan derneklerin yanı sıra, o zamana kadar federasyon dışında kalan Berlin, Hamburg, Köln, Mannheim gibi derneklerin de federasyona katılması ile, federasyona üye derneklerin sayısı 44’e yükseldi. 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı ile birlikte, bir kez daha Alevilerin üzerinde yapılan baskıların açık katliama ve kıyıma dönüşmesi, katliama ve saldırılara olan tepkilerin artmasını da beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, bugüne kadar örgütler dışında kalmış yüzlerce Alevi, Alevi derneklerine katılmaya başladı ve onlarca şehirde Alevi dernekleri kuruldu. 1993 ile 1995 yılları arasında AABF’nin düzenlediği kitlesel protesto gösterilerine ve Alevi kültür etkinliklerine 250 bin civarında kişi katıldı. Bunların en kitleselleri, 60 binin üzerinde kişinin katıldığı 10 Temmuz 1993 “Sivas Katliamını Protesto Yürüyüşü�? ile, yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı ve 18 Mart 1995’te Köln’de yapılan “Gazi Katliamını Protesto Yürüyüşü�? dür. Yine aynı dönemde, yani 1 Temmuz 1995 Helibronn Stadyumu’nda yapılan “1.Alevi Kültür Festivali�? ile Alevi festival geleneği de başlatılmış oldu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na Almanya dışında Hollanda, Avusturya, İsviçre, Fransa ve İngiltere’den örgütlerin katılması nedeniyle 30-31 Ekim 1994 tarihinde yapılan “Tüzük Kongresi�? ile federasyonun tüzüğü mevcut ihtiyaçlara cevap verecek hale getirilmiş ve adı da “Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu�?, kısaca AABF olarak değiştirilmiştir. 25 Kasım 1997’de yapılan AABF Tüzük Kurultayı’nda Avrupa çapında “Konfederasyon�? biçiminde örgütlenme kararı alınmıştır. AABF bünyesinde bugüne kadar çeşitli alt örgütlenmeler gerçekleştirilmiş ve her alanda ayrı bir kurumlaşma yaratılması hedeflenmiştir. Bunun sonucunda federasyonu bünyesinde şu kurumlar oluşturulmuştur: - Dedeler Kurulu - Avrupa Alevi Gençler Birliği - Avrupa Alevi Kadınlar Birliği - Basın-Yayın Kurulu - Kültür- Sanat Kurulu - Bilim Araştırma ve Eğitim Kurulu Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, Genel Yönetim Kurulu Üyeleri ile yaptığı toplantıda



2.AABF’nin Amaçları

AABF’nin 29-30 Ekim 1997 tarihinde yapılan tüzük kurultayındaki onaylanan amaçları tüzükte yer aldığı gibi şöyledir:



2.1. AABF, Alevi inancını Türkiye’de anayasal teminat altına almak için çalışmalar yapar.

2.2. AABF demokratik bir kitle örgütüdür ve çalışmalarını Federal Almanya yasalarına uygun olarak yürütür. Hiçbir siyasi organa bağlı değildir.

2.3. AABF, Avrupa’da yaşayan tüm yerli ve göçmenlerin eşit haklar temelinde birlikte yaşamını anaçlar; barış ve halkların dostluğu ilkelerinin uygulanması için mücadele verir.

2.4 AABF hukukun evrensel ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine saygılıdır ve bu ilkeleri her koşul altında savunur.

2.5. AABF çalışmalarında dünya görüşü veya dini inanç, ulusal veya etnik köken farkı gözetmez.

2.6. AABF amaçlarını doğrudan, kendisi ve üye dernekleri aracılığı ile gerçekleştirir.

2.7. AABF’nin temel amacı: Avrupa’da yaşayan Alevi kitlesinin kültürel benliklerini, inanç ve felsefi değerlerini koruma ve geliştirmeleri için çalışmalar yapmaktadır.

a) AABF, Alevilerin sosyal ve kültürel alanda ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Amaç, Alevilerin kendi öz kültürlerini ve kimliklerini koruyarak bulundukları ülke halklarıyla kaynaşmasıdır.

b) AABF, karşılıklı hoşgörü ilkelerine dayanarak değişik inanç ve kültürlerden insanların birlikte barış içinde yaşamalarını teşvik eder.

c) AABF, Alevi-Bektaşi kültürünü, inancını ve öğretisini yaymak için cemevleri, kütüphaneler açar. Geceler, konferanslar, tiyatrolar, kurslar, seminerler vb. etkinlikler düzenler, basın-yayın çalışmaları yapar.

d) AABF, Alevi-Bektaşi kültürünün yaşaması, kalıcı olması ve evrensel değerlerinin ortaya çıkarılması için bilimsel araştırma ve incelemeler yapar, yaptırır; akademi, kurum, kurul ve komisyonlar kurar. Bu alanda çalışan ve üreten insanların yapıtlarını vakıf, kütüphane, arşiv vb. kurumlar aracılığı ile bir arada toplanmasını, korunmasını ve yaygınlaştırılmasını sağlar.

e) AABF, Alevi-Bektaşi kültür ve öğretisinin taşıyıcıları konumunda olan ozan, dede ve benzeri kişiliklerin anılarının yaşatılması için, doğum ve ölüm yıldönümlerinin yapılması, tanıtılması için gerekebilecek tüm etkinlikleri hazırlar.

2.8. AABF, dinsel inanç ve mezhepler arasında karşılıklı saygı ve sevgi ortamının yaratılması, önyargıların ortadan kaldırılması konusunda özen gösterir ve bu uğurda gereken tüm çalışmaları yapar. Toplumda hoşgörüyü, barışı kalıcı kılmak için Avrupa’da Alevi inanç ve düşüncesini benimseyen ve destekleyen demokratik, laik, inançsal, kültürel ve siyasi örgüt ve kurumlarla ilişkiye geçer, gerektiğinde birlikte çalışmalar yapar.

2.9. AABF, insanların ayrı ırklara, dinlere, inançlara, mezheplere, dillere ve cinsiyetlere tabi olmasından doğacak tüm ayrıcalıklı uygulamalara kökünden karşı çıkar. Kadın hakları konusunda duyarlı olmayı ilke edinir ve onların toplumda eşit hak ve koşullara kavuşturulması doğrultusunda gereken her çalışmayı yapar. Kadınların kendilerine özgü hak ve sorunlarının yine kendileri tarafından ele alınması doğrultusunda Federasyona bağlı kadın kolları oluşturulur.

2.10. AABF Türkiye’den gelen Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve diğer azınlıklardan göçmenlerin Türkiye’den ve yaşadıkları ülkelerden kaynaklanan tüm sorunlarının insan onuruna uygun, adil çözümlere kavuşturulması için çalışır.

2.11. AABF, Avrupa’da yaşayan Türkiyeli göçmenlerin istem ve çıkarlarını korur. Göçmenlerin yaşadıkları ülke toplumuyla barış içinde, eşit haklara sahip olarak yaşamalarını savunur. Bu nedenle yabancı düşmanlığına, ırkçılığa ve yabancılara yönelik saldırılara şiddetle karşı çıkar. Toplumsal sorunların çözüm için çalışan tüm kurum ve kuruluşlarla dostça diyaloglar geliştirir, gerektiğinde ortak çalışmalar yapar.

2.12. AABF, Türkiye’de Alevi-Bektaşi kültür ve inanç öğretisinin temsilcisi kurum ve kuruluşlarla dostça ilişkiler geliştirir ve Türkiye’nin demokratik, çağdaş bir yaşama ulaşmasında katkısı olan kurum ve kuruluşlarla dayanışma gösterir. Alevi toplumunun birliğinin sağlanması doğrultusunda çalışmalar yapar. AABF amaçlarını gerçekleştirebilmek için gereken her türlü kadın birliği, gençlik birliği, spor gurupları, dedeler kurulu, basın-yayın kurulu, eğitim kurulu, bilim araştırma kurulu vb. gibi yan kollar, kurullar, komisyonlar, fonlar, vakıf, kooperatif, enstitü, kütüphane, cenaze fonu vb. alt birimler oluşturabilir ve amaçları doğrultusunda kurum ve kişileri görevlendirebilir.



3.Aleviliğin kısa tanımı:

Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan ve bunu muhasiplik kurumu ile gerçekleştiren, gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçlarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre – Sünni inancının dışında – yorumlayan; asıl doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş, insan-ı kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, korkuyu aşıp sevgiyle Tanrıya yönelen, En-el Hak ile insanın özünde tartıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinden Vahdet-i Vücut’a (Varlık Birliği) varan, edep ve ahlaklılığı yaşamının temeline koyan,, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, kişinin ahlak ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, dini biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve Batıni özelliğiyle evrimleştiren, akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi’nden alınan ilhamla yürüten canların inanç sistemidir.



4.Alevi öğretisine temel bakışımız:

Alevi kimliğimizin temeli, öğretimiz ve atalarımızdan bize kadar gelen inanç ve kültür birikimimizdir. Geçmişte ve günümüzde bizi Alevi inancı ve kültürü bağlamında birleştiren ve bir arada tutan güç, öğretimizdir. Öğretimizi öğrenmek en başta gelen görevimizdir. Alevilik ve Bektaşilik ayrı değildir. Alevilik, Bektaşileri ve diğer adlardaki inanç temelleri aynı olan canları birleştiren tanımdır. Bektaşilik, Alevilik yolu içinde bir koldur. Alevilik, tasurrufu kendi içinde taşır. Yöresel Alevi gelenek ve görenekleri zenginliğimizdir, onların korunması ve yazıya geçmesi için çalışırız. Değişik yörelerden bir araya gelmiş Alevi topluluklarında ortak olduğumuz ibadet biçimlerine göre hareket ederiz. Örgütlenmelerimizde genç ve yaşlı nesillerin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanarak birbirlerini etkileyebilecekleri etkinlikler ve ortamlar yaratmak için çalışırız. Aleviliğin yaşatılabilmesi için yaşlıların sabırla ve hoşgörü ile kültürümüzü ve inancımızı gençlere aktarmaları gerektiğine inanıyoruz.Pozitif bilimle inanç her zaman uyum göstermeyebilir. İnançlar, inanç özgürlüğü bağlamında doğruluklarını ispatlamak zorunda değildirler. Sünni İslam ve İran Şiiliği ile kültürel, tarihsel bağlarımız olmasına karşın, öğretimizdeki farklılıklar oldukça belirgindir. Kadın- erkek eşitliği, inancımıza göre Alevi öğretisinin öngördüğü farklı ve caydırıcı ceza sistemi, tanrı korkusu yerine tanrı sevgisi, insana bakış, çok evliliğin yasak oluşu, müzik ve semahın ibadetimizdeki vazgeçilmez yeri, diğer inançlara ve güzel sanatlara yaklaşımımız, Muharrem Orucumuzun anlamı, cem ayinimiz başlıca farklılıklarımızdır. Nitekim, Alevi için cem; Hakka yürüyen için kırkını okuttuğu, kurban kestiği, lokma yediği, görülüp sorulduğu, Aleviliği, semahı, 12 hizmeti öğrendiği yerdir. Cem; Alevi için bir okul, bir mahkeme, bir dayanışma, bir birliktelik, bir ibadettir.



5.AABF’nin Alevi örgütlenmesine yaklaşımları ve ilkeleri

Örgütlenmemiz öğretimizle uyum içindedir. Örgüt çalışmalarında, hoşgörü, sevgi, mütevazılık, sabırlı olmak, rıza göstermek, şefkatli olmak ve Alevi inancı doğrultusunda tüm insani değerlere hizmet etmek belirleyicidir. Her ne kadar dedelerimiz ve ozanlarımız Alevi inanç ve kültürünü günümüze taşımışlarsa da Aleviliğe yapılan baskılar nedeniyle bugünün ihtiyacına cevap verebilecek yeterli kurumlaşma oluşamamıştır. Çekememezlik, kıskançlık, kendini beğenmişlik, kin, inat, arkadan konuşma, dedikodu, iftira, küfür, yalan ve cinayet, öğretimizde ve inancımızda yasaklanmıştır. Alevi kökenli olanlar, kendilerini Alevi hissedenler ve Aleviliğin yaşama hakkını savunanlar, örgütlerimize üye olabilirler. Örgütlerimizin ana amacı, Alevi inancını, felsefesini ve kültürünü yaşatmak, tanıtmak ve geliştirmektir. Bu amaca ulaşmak için:



5.1 AABF inanç özgürlüğü için çalışır. Dergahların kapatılmasının bir sonucu olarak Aleviler, serbestçe ibadet edememektedirler. Ömründe camiye gitmeyen bir Alevinin cenazesinin camide kaldırılması gibi bir tezat mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Alevi inancının gerektirdiği yasal koşullar sağlanmalı, bireyler özgürce kendi inançlarını yaşayabilmeli, cemlerin, kurban geleneklerinin zamana ters düşmeyecek şekilde organize edilmesi gerçekleşmelidir.



5.2 AABF amacına uygun eğitsel-kültürel çalışmalar yürütür Yeterli kurumlar sağlanıncaya kadar Alevi örgütleri bu boşluğu doldurmak, yeni nesillere bu öğretiyi, kültürü taşımak zorundadır. Bugünkü Alevi örgütleri bu yönleriyle Alevi kültürünü yaymak ve çağdaş boyutlara ulaştırmak görevini üstlenmek durumundadırlar. Ancak bugünkü saz- semah kurslarıyla yetinmek yeterli değildir. Bu değerleri opera, tiyatro, bale, çok sesli müzik gibi sanatın her alanında çağdaş boyutlara taşımak gerekmektedir. Bunun en önemli aracı medyadır.



5.3 AABF kendi ekonomik kaynaklarını kendi yaratır. Aleviler tüm örgütlenmelerini kendileri finanse etmelidir. Özellikle de yeni örgütlenmeye başlamış bir yapılanma, Avrupa’da resmi kurumlardan alınacak yardımların dışında öz kaynaklarına, kısacası kendi güçlerine güvenmelidir.



5.4 AABF çoğulcu ve hoşgörülüdür. Tüm Alevilerin Alevilik anlayışları, özde aynı olmakla birlikte, gelenek ve görenekleri yöresel farklılıklar arz etmektedir. Bu yüzden farklı algılamalar ve yaşam biçimleri çeşitlilik olarak ele alınmalı, bu çeşitliliğe AABF içinde yaşam olanakları sunulmalıdır. Avrupa kentlerinde, Türkiye’nin değişik yörelerinden getirilen Alevilik, önemli bir sentezleşme ortamı oluşturmuştur. Bu durum, Aleviliğin kendini belirlemede sahip olduğu önemli bir şanstır.



5.5 AABF siyasal mücadelede açık tutum belirler. AABF, tüzüğünde belirlendiği gibi çalışmalarını paritlerüstü yapar. Öte yandan, yukarıda saydığımız noktaları yaşama geçirebilmek için, önce onların yaşama koşullarını hazırlamak, onları özgür ve barışçıl bir ortamda koruma, yaşatma, savunma haklarını elde etmek gerekmektedir. Bu da Alevi örgütlerinin siyasi yaptırım gücünü kazanmasından geçer. Alevi örgütleri kendilerine yapılan haksızlıklara demokratik ve bilimsel çerçevede yanıt verebilecek, onları göğüsleyecek konumda olmalıdır.



5.6 AABF azınlık ve göçmen politikası yapar Avrupa’da yaşayan biz Aleviler hem azınlık hem de göçmen konumundayız. Bu nedenle Alevi örgütlenmesi diğer azınlık ve göçmen örgütlerle dayanışma içinde olmalı ve her alanda eşit haklar mücadelesinde aktif yer almalıdır.



5.7 AABF ve semboller: Öğretimize uygun olarak, her ulusa ve üyelerimizin etnik kimliklerine saygı duyarız. Her ırkçı ve milliyetçi akıma karşı çıkarız. “72 milleti bir gör!�? bizim ilkemizdir. Ulusal kimliklerinden dolayı hiç kimse menfaat sağlayamaz veya zarar göremez. Örgütlerimiz için ölçü, üyelerimizin doğrudan Alevilik ile ilgili çalışmalarıdır. Örgütlerimizde; Hz. Ali, 12 İmamlar ve Hacı Bektaşi Veli başta olmak üzere büyüklerimizin resimleri ve yol gösterici sözleri yer almaktadır. Türk bayrağı Türkiye’yi temsil eden bir semboldür ve Anadolu Alevileri dahil diğer inanç guruplarının da resmi bayrağıdır. Türkiye vatandaşı olarak bayrağa saygı duyarız. Cem ayinlerinde ve toplu ibadet yerlerinde ulus sembolü olan bayraklar geçmişte de yer almamıştı, bugün de yer almamalıdır. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin önderidir. Atatürk bir inanç önderi değildir. Ancak, Atatürk döneminde şeriata karşı verilen mücadeleye ve cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkarken, eksiklik ve yanlışları da göz ardı edemeyiz. Yurdunu ve ülkesini seven, ancak siyasi iktidarların yanlışlarının karşısında da olan Aleviler için Türk bayrağı ve Atatürk resminin derneklerimizde asılmaması, örgütlerimizi birleştiren ya da ayrıştıran bir tartışma konusu yapılmamalıdır.



5.8 AABF haksızlığa karşı mücadele eder: Örgütlülüğümüz gizliden açığa çıkmanın görüntüsüdür. Henüz açığa çıkmamış kardeşlerimize kendimizin de bir zamanlar gizli kaldığımızı düşünerek hoşgörü ile yaklaşırız. Ama onların bir an önce örgütlerimizde yer almaları için var gücümüzle çalışırız. Bu, Alevi inancının ve kültürünün yaşam mücadelesinin gereğidir. Tarihteki yaşam koşullarının belirlediği gizlenme, modern iletişim araçları, modern örgütlenme prensipleri dikkate alındığında derhal terk edilmelidir. Köyden şehirlere ve dış ülkelere göçten önce kapalı köy kültüründe yetişmiş Alevi büyüklerimizin, Sünni inancı içinde Alevi kültürünü çocuklarına yeterince öğretmeleri mümkün olamadı. Örgütlülüğümüzün gücü oranında kültürümüz, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarına girmesi halinde gelecek kuşaklara aktarılabilecektir. Özellikle son yıllarda öğretimiz ve kültürümüz ile ilgili yayınların, Aleviliğin yeniden örgütlenmesine çok katkısı olmuştur. Bu türlü çalışmaları destekliyoruz. Yazar ve araştırmacılarımızdan öğretimize, tarihimize ve kültürümüze ilişkin daha çok, daha doğru, daha geniş ve daha derin araştırmalar bekliyoruz. Örgütlerimizin karşıtı Sünni-İslam değil, şeriat düzenini ve totaliter rejimler kurmayı amaç edinen ve bizi de o düzene göre yaşamaya zorlayan düşünce ve örgütlerdir. Her inanç grubuna aynı uzaklıkta olmadığı için, laikliğin tam olarak gerçekleşmesini engelleyen devlet politikasına da karşıyız. Örneğin; sadece Sünni inancı destekleyen ve Alevilik başta olmak üzere diğer inançlara saygı göstermeyen Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve resmi okullarda Sünni inancından olmayan öğrencilere zorunlu olarak Sünniliğin öğretilmesine şiddetle karşıyız. Alevi tarihinde atalarımız haksızlıklara sık sık başkaldırmışlardır. Bu başkaldırılar çoğunlukla katliam ve cinayetlerle sonuçlanan acılarla doludur. Tarihteki şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Onları asla unutmayacağız ve unutturmayacağız!... Güçlü ve birbirine kenetlenmiş bir Alevi örgütlenmesi yaratamadığımız sürece daha çok katliama uğrayabileceğimizin bilincindeyiz ve susarak ölmek yerine, sesimizi duyurarak yaşamayı seçtik...



“Haksızlık karşısında eğilmeyiniz.�? Hz. Ali



6. Demokratik mücadelede temel anlayışlarımız



6.1 AABF’nin özgürlük anlayışı:

Özgürlük, gerek kişiliğin ve kavrayışın, gerekse de bireylerin yeteneklerinin ve yaratıcılığının engelsiz ve sürekli olarak gelişebilmesi için başta gelen koşuldur. Öğretisinde insanı kutsal varlık olarak kabul eden Alevi örgütlenmesi; inanç ve düşünce özgürlüğünün en aktif savunucusudur. Alevi örgütlenmesi başta örgütlenme özgürlüğü olmak üzere bütün temel insan haklarını savunur ve onlara sahip çıkar.



6.2 AABF’nin eşitlik anlayışı:

AABF, yaşamın her alanında paylaşımdan öğrenime kadar bireylerin eşitliğini savunur. AABF kendi inancı ve felsefesinin de gereği, her alanda kadın- erkek eşitliğini ve birlikteliğini savunur. AABF, Anadolu’nun ulusal, inançsal ve kültürel zenginliğinin bilincinde bütün ulusların, inançların ve kültürlerin kendi gerçekliği içinde her alanda eşitliğini ve onları kendi ifade edişleri ile kabul eder ve savunur. Hiçbir kimseye, kuruma ve ulusa ya da inanca bu eşitliği bozucu ayrıcalıklar tanınamaz. Hiçbir şekilde eşitliği bozucu “üstünlük�? miras olarak kabul edilemez. AABF, ayrıcalıklara karşı, Alevi inancı ve insan hakları doğrultusunda mücadele eder.



6.3 AABF’nin demokrasi anlayışı:

Barış ve demokrasi birbirinin ayrılmaz parçalarıdır. Türkiye’de barışın ve demokrasinin yerleşmemesinden en fazla zarar görenler yoksul halk kitleleri ve azınlık gruplarıdır. Demokrasinin düşmanlarına örneğin; ırkçı, faşist ve şeriatçı kişi ve kuruluşlara karşı, şiddeti reddeden ve Alevilerin özgürce örgütlenmesini destekleyen bütün demokratik kurum ve kuruluşlarla birlikte mücadele etmeyi görev sayarız. Aleviler, Türkiye’de var olan halklarla yan yana, kardeşçe yaşıyorlar, yaşayacaklar. Bunun başka alternatifi yoktur. Bu anlamda, ülkemizde barıştan yana, insan haklarına saygılı, kimseye fikir ve inançlarından dolayı baskı yapılmayan çağdaş, demokratik bir ülke konumuna gelebilmesi için sürdürülen mücadeleler desteklenmelidir. Demokrasi, çoğunluğa rağmen azınlıkların inançlarını, düşüncelerini, siyasi eğilimlerini ve anlayışlarını özgürce tartışabildikleri, farklılıklarını savunabildikleri, çoğunluğun değil, “çoğulculuk�? ilkesinin hakim olduğu, insanların bu farklılıklara rağmen güven içinde yaşayabildikleri sistemin adıdır. Bu anlayış, Alevi örgütlenmesinin temel ilkesini oluşturur. Bu anlamıyla; farklı inanç ve düşüncelerin birlikte yaşayabildiği bir değerler ve kültürler birikimi ve birliği olan demokrasi, örgütlenmemizin ana istemidir. Demokrasi bizim için, bazılarının yaptığı gibi insanlığı Ortaçağ karanlığına götürmek için bir araç değil, bir yaşam biçimi, bir amaçtır. AABF, Alevi inancının temelindeki hoşgörüye uygun olarak Anadolu toprakları üzerinde değişik milliyet, inanç ve kültürlerin oluşturduğu mozaik yapılanmanın varlığını bir zenginlik olarak kabul eder. Bu değerlerin korunmasına önem verir. Türk, Kürt ve diğer milliyetlerden insanların kardeşlik ve gönüllü birlik ilkesiyle özgür ve eşit olarak barış içinde bir arada yaşaması için çaba gösterir. Savaşın, ülkemizi daha büyük felaketlerin eşiğine götürmesine ve savaşları çözüm yolu olarak gören politikalara karşı tavır alır. Barışçıl çözüm yollarını destekler ve her türlü ırkçı ve milliyetçi anlayışa karşı çıkar.



6.4 AABF’nin barış anlayışı:

Alevi inancını, kültürünü korumak ve yaşatmak, Alevilerin insana yaraşır bir biçimde ve güvence içinde yaşamaları, ülkemizin içinde bulunduğu demokrasi bunalımını aşmak ve barışa ulaşmakla olasıdır. Barış korunmadığı sürece hiç kimse için güvenilir bir yaşam yaratılamaz. Biz Aleviler; çocuklarımızın bilimsel, akılcı ve insancıl değerlerle donatılarak büyümelerini istiyoruz. Yurttaşlarımız arasında savaş, şiddet ve nefret duyguları yerine; sevgiyi, dayanışmayı, dostluğu egemen kılmak istiyoruz.



6.5 AABF’nin laiklik anlayışı:

Laiklik, inanç dünyasının sivil topluma devridir. Yani; inancın, kişinin vicdanına bırakılmasıdır. Bu çerçevede laiklik demokrasinin temel taşıdır. Laikliğin felsefi boyutu, düşüncenin özgürleşmesidir. Hiçbir düşünce ve fikrin tartışma dışı kalmamasıdır. Laik devlet, tüm inançsal guruplara aynı uzaklıkta ve tarafsız kalmalıdır. Bu çerçevede AABF, devlet idaresinde laiklik ilkesini, inanç guruplarının ve demokrasinin varoluş mücadelesinin temel taşlarından biri olarak görür.



6.6 AABF’nin emeğin üstünlüğü anlayışı:

Emek, insan kişiliğinin oluşmasında ve yeteneklerinin gelişmesinde temel etkendir. Emek, insandaki yaratıcılığın ve güzelliğin somutlanmasıdır. Emek, insanı insan yapan olgudur. Aleviler emeğin üstünlüğüne inanır, emek verilmiş bütün çalışmalara ve emekçilere saygı duyar. Alevi öğretisi, haksız kazancı “elinle koymadığını alma�? ilkesiyle reddetmiştir. Alevi örgütlenmesi, çalışanların emeklerinin karşılığını alabilmesi için, sendikaların ve diğer kurumların yaptıkları mücadeleyi destekler, kendisini bu mücadelenin doğal bir parçası olarak görür.



6.7 AABF’nin bağımsız örgütleme anlayışı:

AABF, hiçbir devletin, milliyetin, sınıfın, partinin veya çıkar grubunun temsilcisi değildir. Bu anlamıyla, sadece Alevi toplumunun genel çıkarları doğrultusunda tamamen bağımsız olarak kendi ilke ve hedefleri için çalışır.



6.8 AABF olarak demokratik mücadeledeki yerimiz:

Alevilerin, Alevi kimliğinin yasal ve anayasal olarak tanınmasından laiklik ilkesinin yaşama geçirilmesine kadar uzanan istemleri, demokratik istemleridir. Bu talepler, içerik ve biçim olarak nasıl ifade edilirse edilsin, sonuçları itibarıyla demokratik (siyasal) sorunlardır. AABF, istemlerinin gerçekleşmesi için politik bir bası gücü olma gerektiğinin bilincindedir. AABF, Alevilerin yaşadığı sorunların, diğer toplumsal kesimlerin yaşadıkları sorunlarla ve genel ülke sorunlarıyla iç içe geçtiğini, birinin diğerinden etkilendiğini bilir ve bu anlamıyla yürütülen demokratik mücadelede, kendini ifade eder ve yerini alır. AABF; bu genel yaklaşımdan hareketle, istemlerinin gerçekleşebilmesi için her türlü demokratik ve yasal araçlardan yararlanmayı ilkesel olarak benimser.



6.9 AABF olarak kültürel yaşama bakışımız:

Kültürel yaşamdaki sorunlar yalnız Alevileri bağlayan sorunlar değildir. İnsanı toplumdan ve doğadan koparıp, insanlar arasındaki ilişkiyi zorbalığa iten, vurucu, kırıcı bir anlayışı egemen kılmak isteyen bir dayatma söz konusudur. Bizi en başta ilgilendiren kültürel sorun, Alevi kültürüne yapılan saygısızlık ve haksızlıktır. Alevilerin bugüne taşıdığı kültür birikimi (şiir, saz, semah) çarpıtılmakta ya da başka adlarla verilmektedir. Türkiye’de Alevilerin ve demokrasiye inanan tüm güçlerin ortak amacı kültür çürütülmesine, yozlaştırılmasına karşı, hem ulusal hem de evrensel değerlerin korunması ve geliştirilmesi için mücadele etmek olmalıdır. Türkiye’de var olan tüm etnik ve inançsal kültürlerin evrensel ve hümanist yanlarının korunacağı bir “çok kültürlü�? yaşamı hedeflemeliyiz. Çok kültürlü bir yaşamı hedeflerken, insancıl ve akılcı öğelerin soyut, günlük yaşamdan kopuk olarak ele alınması değil, çoğulcu demokrasiyi, barışı, özgürlüğü, insan haklarını koruyacak ve kalıcı kılacak bir mücadelenin verilmesi gerekir. Büyük toplumsal bunalımlar sonucunda ortaya çıkan umutsuzluk, şüphecilik, dengesizlik gibi olgular; bireyi insanlığın yüzyıllardır damıtarak yarattığı, bağrında taşıdığı ve savunduğu değerlere sahip çıkmaya iter. Çünkü böyle dönemlerde sarılabilecek tek kaynak; insanlığın beraberinde taşıdığı “kültürel mirası�? dır. AABF, bu kültürel mirasa sahip çıkar. Kültürel alanda etkin olmanın koşulu, eğitim yoluyla bilgi edinmekten geçer. Kendi kültürlerini gelecek kuşaklara taşımak, diğer insanlarla paylaşmak ve onların kendi kültürlerine saygı duymasını isteyen Aleviler; bunun kendi bütünlüklerini oluşturmalarından ve kendi kültürlerini bu oluşum içinde işlemelerinden geçtiğini bilmektedirler. Bu yüzden eğitim konusu, Alevi öğretisinin yayılması ve geliştirilmesi, çalışmalarımızın en yoğunlaşması gereken bir alandır.



6.10 AABF’nin eğitim anlayışı

Türkiye’de yaşadığımız eğitim sorunu, eğitimin düzeysizliğinden ve kalitesizliğinden de öte, önce Alevi olmamızdan, yani; eşit olmayan sosyal konumumuzdan kaynaklanmaktadır. Biz, Aleviler olarak ülkemizde farklı toplulukların olduğunu, bunların hiç birinin ülkesini terk edemeyeceğini biliyoruz. Bu yüzden insanları ayıran, birbirine düşman eden bir eğitimden çok, onları birleştiren, farklılıklarını birbirlerine öğreten ve kabul ettiren bir eğitimden yanayız. Türkiye’de düzenlenmesi gereken bir eğitim sistemi; her şeyden önce her ulustan, her inançtan, her kültürden, her gruptan çocukların bir arada eğitimini garanti altına almalıdır. Bunun koşulu da tüm bu sayılan grupların sosyal, demokratik, politik ve hukuksal olarak eşit haklara kavuşmasından geçer. Yoksa, şimdiye kadar yapılan yanlışlıkların eğitime yansımasını önlemek mümkün değildir. Zorunlu din dersleriyle devlet eliyle yayılan Sünnilik propagandasına bir an önce son verilmelidir. Alevi ve diğer inançlardan çocukların eğitiminde derin izler bırakan bu uygulama, ülke barışının önünde büyük bir engeldir. Yukarıdaki istemler, içinde yaşadığımız Avrupa için de geçerlidir. Burada yaşayan azınlıkların eğitimde eşit şansa kavuşturulması için mücadele verilmelidir. Bu anlayışla, Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa eğitim sistemi içinde Alevi öğretisine yer verilmelidir. “Uzak ol cahilden, kamile yakın Sözünde mana yok, darılma sakın Aslın karıncaysa, merdane bakın Ummadığın taş başa düşer mi düşer�? Pir Sultan Abdal



7. Alevilikte kadının yeri:



Alevi inancında kadınlar üzerinde hiçbir baskı yoktur. Alevi kadını yerine göre anadır, sevgidir, eştir, bacıdır. Sünni geleneklerinin tersine, kapanma kuralı yoktur. Açık başla toplantılara katılarak, On iki Hizmette görev alabilirler. Oyu ve onayı vardır. Kadınlar, özgürce fikirlerini söyleyerek tartışmalara katılma ve eleştiri haklarına sahiptirler. Tarihte çok sayıda ozan, şair, felsefeci hatta önderlik yapan Alevi kadını vardır. Alevi kadınlarının, Anadolu’da “Bacıyan�? örgütünü kurarak, toplumsal mücadelede aktif olarak yer aldığını görüyoruz. Alevi geleneği çok evliliği yasaklamıştır. Haksız yere kadın boşayanlar “düşkün�? sayılarak toplum dışına atılırlar. Günümüzde kadınlarımız toplumsal yaşamın her alanında kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirerek çalışmalarını sürdürmektedirler. Alevi kadınlar, örgüt çalışmalarına aktif olarak katıldıkları oranda Alevi öğretisine uygun olarak toplum içinde hak ettikleri eşit konuma gelebileceklerdir. Bu yönde ilk adım, eğitim alanında başlatılmalıdır.. Alevi kadının, kadın olmaktan kaynaklanan problemlerinin çözümü eğitim çalışmaları yoluyla kolaylaşacaktır. Bu mücadele aynı zamanda erkeklerin özverisini gerektirmektedir. “Kadınları okutunuz�? Hacı Bektaş Veli



8. AABF ve gençlik



Alevi toplumunu yarınlara taşıyacak en önemli güçlerden biri Alevi gençliğidir. Gençlik, toplumun geleceğinin aynasıdır. AABF, Alevi gençlerinin Alevi öğretisi ve inancı doğrultusunda laik, demokratik ve çağdaş değer ve düşüncelerle yetişmesi için çalışır. AABF, Alevi gençlerinin; Avrupa Alevi Gençler Birliği ve Avrupa Alevi Öğrenciler Birliği gibi örgütlenmelerine olanak ve destek sağlar. AABF, gençlerin kendi sorunlarına kendilerinin sahip çıkmaları ilkesini benimsemiştir. AABF, gençlerin karar süreçlerine katılmaları ve sorumluluk almalarının koşullarını yaratmalıdır. AABF, kendi örgütlerinde gençler için gerekli hoşgörü ortamını ve olanaklarını oluşturmaya çalışmalıdır. AABF, Alevi gençlerinin öncelikle buradaki sorunlarına sahip çıkmalarını ve toplumsal yaşama katılmalarını özendirmelidir. Gençlik çalışmasının amaç ve hedefleri, AABF’nin amaç ve hedefleriyle aynı olmalı ve gençlik bu doğrultuda çalışma programını oluşturmalıdır. “Kadılar müftüler fetva yazarsa İşte kement işte boynum asarsa İşte hançer, işte kellem keserse Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan�? Pir Sultan Abdal



9. AABF’nin diğer inançlara ve uluslara bakışı



Alevi inancının merkezinde “72 millet birdir meydanımızda�? yaklaşımı vardır. Aleviler geçmişten bugüne, hiçbir ulusa, kendi inancı dışındaki hiçbir inanca karşı düşmanlık beslememiş, tersine “kardeşçe bir arada yaşamayı�? öne çıkarmıştır. Anadolu’nun zengin mozaiğinde, ulus ve inanç kimlikleri temelinde eşit koşullarda kardeşçe bir arada olmayı sağlayacak, imha, inkar, asimilasyon politikalarını reddedecek, yani; çoğulcu toplum yapısını koruyucu ve uygulayıcı bir projenin yaratılması zorunludur. Alevilik, kendisi gibi olmayanı, kendisine benzemeyeni (Sünni, Yahudi, Yezidi vb.), zorla değiştirmeyi reddeder. Alevi felsefesi, uluslar ve inançlar kendilerini nasıl ifade ediyorsa öyle algılanmalarını, öyle kabul edilmelerini öngörür. “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü�? Yunus Emre Bu anlamıyla ülkemizde Kürt halkı kendi kimliğini, kültürünü koruyabilme, yaşatabilme hakkına kavuşmalıdır. Alevi öğretisi, her türlü şeriatçı, ırkçı ve milliyetçi yaklaşımı reddeder, şeriatçılığa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele eder, bu anlamıyla da barışçı, eşitlikçi ve evrenseldir.



10. AABF’nin istediği Türkiye



AABF, Anadolu’daki sosyal, inançsal, ulusal ve kültürel mozaiğin; herkes için bir zenginlik olduğunu düşünen bütün demokrasi güçlerinin, ülkemizin bu zenginliğe uygun olarak yapılanmasını, kimlikler ve inançlar temelinde çatışma yerine, eşit koşullarda, özgürce, bir arada kardeşçe yaşamalarını savunur. AABF, milliyetçilik, ırkçılık ve inkar temeline dayanan politikalara, farklı olanı,kendisi gibi olmayanı zorla kendisine benzetme çabalarına karşı çıkar. Bu olumsuzluklara karşı duracak toplumsal dinamik ve bu toplumsal dinamiğin projesi; ulusal ve inançsal farklılıkları görerek, bu farklılıkların bir arada, yan yana yaşayabileceği, demokratik hukuk kuralları ile korunacağı, eşitlikçi, özgürlükçü, çok uluslu ve çok kültürlü bir toplumsal projedir. Böyle bir proje, Türkiye’nin bölünmezliğinin garantisidir. Aleviler, Türkiye’nin bölünmesini değil; birlik içinde eşit ve özgür inanç ve etnik gurupları ile bir arada yaşamak istiyorlar. Alevilerin toprak ve bayrak sorunu yoktur. Bunun somut anlamı ise, laik-demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasıdır.



11. AABF’nin çevre sorununa bakışı



Üzerinde yaşadığımız gezegen, aldığı kötü kullanımı, geri vermeye başladı. Doğal kaynakların sorumsuzca kullanılması (ormanların yok edilmesi, suların kirletilmesi, kimyasal gazların yol açtığı tahripler vb.) bugün önüne geçilmeyecek büyük sorunlar doğurmuş, dünyanın geleceği kuşkusunu dayatmıştır. Eğer bu gidişe dur demezsek, soluduğumuz havadan içtiğimiz suya kadar her şey bizi zehirleyecek. Bu, yeryüzünde yaşayan tüm insanların gelecek sorunu, dolayısıyla Alevilerin de gelecek sorunu. Üzerinde yaşadığımız bu gezegenin geleceği, hepimizin geleceği olduğundan onu korumak ve bize sunduğu nimetleri bilinçli kullanmak zorundayız. Alevi inancına göre, doğanın korunmasında “en mükemmel ve güzel yaratık insan�? sorumlu kılınmıştır. “Allah’ın verdiği nimetlerin kadrini bil, oraları iyiye kullana gör.�? Hz. Ali Alevi örgütlenmesi, tüm çevreci kurum ve kuruluşlarla bu yolda yardımlaşmaya, üyelerini çevre temizliği ve kullanımı konusunda bilgilendirmeye gayret gösterir. Üyelerinin bu tür kuruluşlar içinde yer almasını, aktif görevler üstlenmesini teşvik eder. Kimyasal silahlar, savaşlar, nerede olursa olsunlar, artık tüm dünyayı ilgilendiriyor. Herhangi bir ülkenin silahlanması, savaşması, bizim yaşadığımız ülkeden ne kadar uzakta olursa olsun, çeşitli yönleriyle de bizi etkiliyor. Eğer güvenilir bir ortamda, barış ve huzur içinde yaşamak istiyorsak; bu, tüm dünyanın birlikte hareket etmesiyle mümkün olacaktır. Bu yüzden savaş karşıtı ve silahlanmaya karşı örgütlerle dayanışmak, çevreci kurumlarda olduğu gibi, Alevi insanların bu örgütler içerisinde yer almalarını sağlamak, dünya barışı için katkıda bulunmak, Alevi örgütlülüğünün temel amaçlarından birisidir.



12. AABF’nin Alevilerle ilgili Türkiye’ye yönelik istemleri



AABF, aşağıdaki istemlerin gerçekleşebilmesi için Türkiye’deki Alevi örgütleriyle ortak çalışma yapmayı benimser.

Alevilik, yasal ve anayasal olarak tanınmalıdır.

İnançsal ve ulusal azınlıkların hakları, anayasa ile garanti altına alınmalıdır.

Hacı Bektaş Veli Dergahı müze olmaktan çıkarılıp, bir an önce Alevilere teslim edilmelidir.

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalı ve laik devlet yapısı gerçekleştirilmelidir.

Devlet, dini kurumların serbestçe oluşmasını garanti altına almalıdır.

Her dini kurum, kendisini oluşturan vatandaşlar tarafından finanse edilmelidir.

Her dini kurum, kendi yönetimini kendisi belirleme hakkına sahip olmalıdır.

Devlet, zorunlu din derslerini kaldırmalı, yerine “Din kültürü ve din tarihi�? adı altında bütün inançların tanıtımına olanak sağlayacak bir düzenleme yapılmalıdır.

Alevilere yönelik yazılı ve görsel alanda yapılan her türlü iftira, haksız yakıştırma, karalama durdurulmalı, bunları yapanlar cezalandırılmalıdır.

Muharrem Orucu, Aşure günü gibi Alevilerle ilgili kutsal günler, kamuya ait kurumlarda ve ilgili yayınlarda duyurulmalı ve diğer dini günler gibi, resmi bir statüye kavuşturulmalıdır.



13. AABF’nin Avrupa’ya yönelik istemleri



Son kırk yılda özellikle Almanya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine 20 milyondan fazla insan göç etmiş ve bu ülkelerde yerleşmiş bulunuyorlar. Almanya’da 7 milyondan fazla göçmen yaşıyor. Göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde o ülke toplumunda yeteri kadar kabul görmediklerini ve özellikle de Almanya’da seçme ve seçilme hakkı dahil bir çok temel insan haklarından yoksun bırakıldıklarını görüyoruz. Toplumsal barışın sağlanabilmesi için göçmenlere yönelik ayrımcı ve haksız yasaların kaldırılması ve göçmenleri ayrımcı, ırkçı uygulamalara karşı koruyucu yasaların çıkarılması şarttır. Özellikle genç nesillere uygun proje ve koşullar yaratılarak yaşadıkları ülkenin insanı oldukları duygusu verilmelidir. Böyle bir gelişme, o ülkeler için kazanım ve zenginlik olacaktır. Avrupalılar artık bu zenginliği görmeli ve sahip çıkmalıdır. Alevilik, Avrupa’nın kültür yapısına girmiş bir kültür birikimidir. Bu nedenle Alevilik, çok kültürlülüğün zenginlik ve yaratıcılık getirdiği dikkate alınarak desteklenmelidir. Yüzyılımızın hasretini çektiği hoşgörü, Alevi felsefesinin temel değerlerinden birisidir. Alevi kültürünün tanınması ve desteklenmesi değişik inanç ve etnik gruplar arasında hoşgörünün yerleşmesine yardımcı olacaktır. Alevi inancının temellerini ve Alevi kültürünün zenginliklerini, Alevilerin yaşadığı Avrupa ülkelerinin okullarında isteğe bağlı olarak, din ve etik dersleri kapsamında ilgi duyan her ulustan gençlerin öğrenebilmesine imkan sağlamak, breylerin ve Avrupa’nın kültürüne katkı sağlayacaktır.

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Gazi Dayımızın Doğum Günü
  • » Erdoğan sarayını neden oraya inşa etti
  • » Silvan'da asker evleri işaretleniyor...
  • » Risale-i Nur ders kitabı oluyor
  • » Rabbim bana Cleveland dedi (Dışkapı SSK...
  • » Rusya'dan Türk gençlere Rusça bursu
  • » Yasemin Boran
  • » "Çıkarılmak istenen Alevi-Sünni...
  • » Çok sıcak çay kanser sebebi
  • » 7 Yararlı PPC Kampanya ve İyileştirme...

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Garip Dede'nin Tarihçesi
  • » Suşehri’nde Alevi Kültürünü Yaşatma Ve...
  • » Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu...
  • » Şah kulu sultan vakfı
  • » Cem Vakfını Devlet Kurdurttu
  • » üç koldan asimilasyon ve cellatlarımız !
  • » Imam hüseyin’e talip olan canlar
  • » ABF: "Demokratik Anayasa...
  • » Akp Tekrar Işbaşında
  • » "alevileriz .biz " yayın hayatına son...