Belediyelerle Cemevleri arasında yaşanan sorunlar olabilir. Belediyelerin yanlış uygulamaları da eleştirebilir ama bir belediye herhangi bir inanca yer tahsis etmek zorunda değildir.


Din ve inançların metinleri sabittir. Onları konuşturup çağ ve zamanla buluşturan, temsil konumunda olanlar, dini kendine misyon edinenlerdir. Bu yönüyle kutsal metinler, değerler, isimler çoğu zaman taşıyıcıları ile tanınır, değer görür ya da muhatabı tarafından aksi bir yüzle karşılanır. Bu bağlamda dinin/inancın kurumsallaşması oldukça hassas bir konudur. Nitekim kurum devreye girdiği anda yönetim kurulları, gelir-gider hesapları, seçimler, delegeler de peşi sıra gelir. Ondan sonra ayıkla ayıklayabilirsen o meşhur pirinç taşını.

İnanç adına konuşan nereye kadar konuşur, hangi kısımdan sonraki sözler kurum iktidarı adına söylenmiştir, manaya ruhunu veren inanç mıdır ya da kapalı kapılar ardından konuşulan mıdır bilemeyiz bu vakitler. Ama bildiğimiz kurum bayrağı sizi hep yukarı taşır, güç vazeder, temsil kudreti sunar. Artık kürsüde siz varsınızdır, mikrofon da, bir inancı temsil etme büyüklüğü de size aittir.

O kürsülerden biri geçtiğimiz günlerde Nevşehir’de kuruldu. Zira 30. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bir panel düzenlenmişti. Konuşmacılardan biri de Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir’di. Demir konuşmasının bir yerinde çokça konuşulacak şu sözlere imza attı: “Bugün CHP’li Belediyelerin Cemevleri üzerinden uyguladığı ayrımcı politikaları kınıyoruz. İzmir’deki Belediyeler, Çankaya Belediyesi, en son da Konyaaltı Belediyesi 10 tane sözümona Alevi meclis üyesine Cemevi açıp kapattırıyor. Önümüzdeki hafta biz GYK toplantımızı orada yapacağız. Gerekirse polis zoruyla atacağız dışarıya. Hadlerini bilsinler.”

Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Dernekler Federasyonu gibi kurum başkanlarının da aralarında olduğu bir gurup konuşmacının yanında sarf etti bu sözleri Doğan başkan. Soyadına gönderme yaparcasına kızgın demir misali sözlerini orta yere bıraktı. Yanında bulunan hiçbir Alevi örgüt başkanı bu sözlere itiraz etmedi lakin. “Ne polisi, ne zoru, belediye bize yer tahsis etmeye mecbur mu” demedi. Neden itiraz etmediler, ortamı mı uygun görmediler ya da bu ifadeleri kabul ettiklerinden mi sustular bilemiyorum. Yalnız o anda dinleyicilerden bir itiraz sesi yükseldi. Sesin sahibi Doğan Demir’e yönelerek “bizi görevden aldığınızı da anlat” diyordu. Demir ise oldukça hiddetli biçimde cevap verdi bu çıkışa: “Onu da anlatacağım, halt etmişsiniz, oturun, terbiyesizlik yapmayın.”diye yanıt verdi. Gelin görün ki, itiraz eden ses ısrarcıydı, tepkisini sürdürmek istedi. Fakat bu ısrar Doğan Başkan’ın sınırlarını zorluyordu artık. “Terbiyesizlik yapma, çık dışarı” diye talimatı verdi sonunda. Nihai olarak itiraz eden ses salondan çıktı. O dışarı çıkarken Demir öfkesinin son demini yaşıyordu. Bu kez de “parazit” diye andı muhalif sesi.

SIRF İTİRAZ ETTİ DİYE KAPI DIŞARI EDİLEN ALEVİ DEĞİL MİYDİ?
Bir Alevi derneğinin başkanı, yine Alevi örgüt başkanlarının yanında, Alevi bir yurttaşı “terbiyesiz, parazit” diye aşağılıyor, hakaret ediyor ve sonrasında konuşmasına kaldığı yerden devam edebiliyordu. Üstelik Aleviler adına, Alevi sorunları bağlamında konuşuyordu. Peki, hakarete maruz kalan, sırf itiraz etti diye kapı dışarı edilen Alevi değil miydi? Üstelik o kimse de “görevden alınmaları” çerçevesinde itiraz etmiyor muydu? Bu durumda itirazını kime söylemeliydi, Alevi başkanlarına değil mi? Yoksa o da polise mi gitmeliydi?

Yukarıda aktardık. Doğan başkan Konyaaltı Belediyesi tarafından verilen Cemevine gerekirse polis zoruyla gireriz diyordu. İtiraz eden seste bu bağlamda konuşmuştu. Sorun neydi peki? Özetle anlatalım: AKD Konyaaltı Cemevi Şube yönetimi, bir hadise gerekçe gösterilerek Derneğin genel merkezi tarafından görevden alınır. Şube yönetimi yerine geçici isimler göreve atanır. Bu süre zarfında Belediye de yeni genel kurul seçilene kadar Alevi meclis üyelerini Cemevi’nde görevlendirir. Doğan Başkan’ın “gerekirse polis zoruyla dışarı atarız”dediği kimseler işte bu Alevi meclis üyeleridir.

Hayal edin şimdi. AKD Genel Başkanı Doğan Demir ve beraberindeki Genel Yönetim Kurulu heyeti yanlarında polisle Cemevi binasına gelecek. İcap ettiğinde zor kullanılarak kapılar açılacak ve içerdeki Alevi meclis üyeleri kapı dışarı edilecek ve orada GYK toplantısı yapılacak. Hayali bile ürkütücü değil mi! Fakat hayal edilmedi bunlar, “haddiniz bilin” diyerek Hacı Bektaş Veli Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir toplantıda dile getirildi. Gerek bu sözler gerek Alevi bir cana yönelik sarf edilen “terbiyesiz, parazit” gibi hakaretler, her şeyden önce Hünkar’ın anısına gölge düşürür “kutsal” bir değerin ruhunu yaralar denilmedi ama. Sanırım bu da hayal edilmeyecek bir şeydi ama yaşandı işte.

TEK ADAM HER YERDE TEK ADAMDIR
Belediyelerle Cemevleri arasında yaşanan sorunlar olabilir. Belediyelerin yanlış uygulamaları da eleştirebilir ama bir belediye herhangi bir inanca yer tahsis etmek zorunda değildir. Onun için “haddinizi bilin” sözleri de bu anlamda oldukça manasızdır. Dahası bu yol bir kere açılınca had bildirmek isteyen de çok olur.! Onun için sakin ve makul olmakta fayda var. Konu Belediyeden açılınca AKD ve Doğan Demir tarihine dair bir anekdotu aktarmakta fayda var sanırım. 2017 yılında 3000 üyesi bulunan AKD İzmir Karşıyaka Cemevi Şubesi hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatılır. Yanlış anlamayın, KHK ya da mahkeme kararı ile kapatılmaz Cemevi. Bizatihi Doğan Demir başkanlığındaki AKD yönetimi kilit vurur o kapıya. Dönemin Cemevi şube başkanı Mehmet Bozkurt kapatılma sürecini şöyle anlatır: “AKD genel başkanı Doğan Demir hiçbir gereç göstermeden beni ihraç ederek başkanlığımı düşürdüler. Yöneticiler şubeyi olağan üstü seçime götürdü.
Bizde bu seçime listemizle yeniden girdik. Diğer liste ise AKD genel başkanı Doğan Demir ve CHP’li Bayraklı Belediye başbakanı Hasan Karabağ’ın destekleriyle genel merkezin ve belediyenin bütün imkânlarını kullanmasına rağmen seçimi kaybettiler. Bizim liste 300 oy ile seçimi tekrar kazandı. Daha önce Cem evimize belediye tarafından tahsis edilen düğün salonu CHP’li Bayraklı Belediye başbakanı Hasan Karabağ tarafından yıkılmıştı. Karabağ, Doğan Demir’ide yanına alarak halkın değerleriyle ve inancıyla oynayarak derneğimizin feshini hiçbir gerekçe gösterilmeden dernekler masasına vermişler. Bize bu bilgiye genel merkez denetleme kurulu başkanı Coşkun Aksoy ve genel merkez yönetim kurulu üyesi Nebi Yaşar bildirdi” İddialar vahim. Hal vaziyet böyle. Değişmeyen ise bir Cemevi şubesinin yine bir Cemevi Derneği tarafından kapatılmış olması.!

Kanun Hükmünde Kararnameler gücünü yasadan alıyor değil mi? Yoksa bir insanı sorgusuz, sualsiz, herhangi bir yargılama sürecine başvurmadan işinden, aşından edemezsiniz. Yasa sahipleri de bunu biliyor; fakat ne gam güç ve iktidar zehri vücuda girmişse yapılacak bir şey yoktur. Bu kimseler kendilerini adaletin temsilcisi gösterse de hakikat budur. Benzer biçimde kurumlar kapatılıyor, insanlar sorgusuz sualsiz ihraç ediliyor, tüm toplumun gözü önünde canlar aşağılanıyorsa kurumun adının ne olduğu da önemli değildir. Tek adam her yerde tek adamdır. Nitekim Tüzüklerin, Kanun Hükmünde Kararname gibi işletildiği yerde farklılıklardan çok benzerlikler konuşulur artık.

Aydın Tonga
Odatv.com

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Chip Dergisi Underground Özel Sayı
  • » 'Tam gün' düzenlemesine doğru
  • » Ferrari`nin F1 sponsoru Tata!!!
  • » Taymi Biybuolt ( 1779)- (14.07.1832)
  • » Barzani'den Kerkük hamlesi
  • » Cimbom Servet kaybetti
  • » 1 şehit daha
  • » Neşet Ertaş Vefat Etti
  • » Kuleli mezunları Org. Necdet Özel'e...
  • » Ergenekon'daki iddiaya Birgün'den cevap

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Alevi partisi nerden çıktı?
  • » Alevilere '2010' vaadi!
  • » AK Parti’ye Alevi başkan yardımcısı
  • » 'Birlik Meydanında Cevlan Eyledik'
  • » Çankaya'da Pir Sultan Cemevi açıldı
  • » Fermani: Maskeliler Alevi değil
  • » Alevi misin vay vay, Kızılbaş mısın vay...
  • » Fetullah Gülen'in Dersim yorumu
  • » Toki-izzettin doğan ilişkisinin...
  • » Alevi Dedeleri Kürtçe Cem Yapacaklar