Yerel seçimlere günler kala Aleviler ile yerel seçim atmosferini konuştuk. Alevi Dernekleri Federasyonu ve Garipdede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevilerin kırmızı çizgisinin cemevleri olduğunu söylerken; Alevi yazar Gülfer Akkaya ise Alevilerin belediyelerden ilk talebinin iş olduğunu söyledi.

Türkiye’de seçmen ve siyasi partiler tüm hızıyla 31 Mart yerel seçimlerine hazırlanıyor. Partilerin belediye başkanı adayları alanlarda seçim vaatlerini sıralarken; Türkiye’nin dinamiklerini oluşturan kesimler ile de görüşmeyi ihmal etmiyor. Her seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de siyasi partilerin vaatlerinde yer verdiği dinamiklerden biri de Aleviler. Biz de yerel seçimler öncesi Aleviler ile yerel seçimleri, seçimlerden beklentilerini ve partilerin politikalarını konuştuk.


İlk olarak Alevi Dernekler Federasyonu ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat ile konuştuk. Fırat, yerel seçimlerin Aleviler için bir hayat meselesi olduğunu belirtiyor. Türkiye’de her şeyin siyaset üzerine kurgulanmış olduğunu söyleyen Fırat, “Siyaset yeri geldiğinde inanca, dine, gelenek, göreneklere yön vermek açısından etkin bir rol alıyor. AKP bunu ciddi bir şekilde yapıyor. Gittiği her yerde kendisine din üzerinden bir kurgu yapıyor. Din üzerinden mağduriyet dili ile iktidar olan bu insan şimdi de din üzerinden insanları mağdur ediyor” diyor. 8 Mart’ta İstiklal Caddesi’nde engellenen ve polisin müdahalesine maruz bırakılan kadınlara da değinen Fırat, sonrasında yaşanan “ezan” tartışmalarına ilişkin ise “8 Mart’ta ‘ezanı ıslıkladılar’ diyerek din üzerinden bir kurgu yaptı Erdoğan” diye belirtiyor.


“Belediyeler siyasi partilerin arka bahçesi gibi”

Alevilerin ciddi bir iş bulma sıkıntısı olduğuna dikkat çeken Fırat, Alevilerin yerel belediyelerde kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışın hakim olmasını istediğini vurguluyor. Fırat, sözlerine şöyle devam ediyor: “Maalesef Türkiye’de böyle bir belediyecilik yok. Şu anki belediyeler siyasal partilerin arka bahçesi gibi. Bunu şu anda bulunan mevcut siyasal iktidar için söylemiyorum. CHP içerisinde de böyle belediyeler var. Umut ediyoruz ki bu seçimler toplumun daha çok birbirine yanaştığı, ötekileştirilmediği, herkesin birbirinin elinden tuttuğu bir seçim olsun. Ama bu olacak gibi görünmüyor.”


“Aleviler bu ülkenin vicdanıdır”

Fırat, 31 Mart yerel seçimlerine giderken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle Kürtler ve Aleviler üzerinde baskı oluşturmak istediğinin altını çiziyor ve şöyle diyor: “Fakat bizim halkımız oyunu nereye vereceğini bilir. Alevi toplumu bu ülkenin vicdanıdır. Vicdanlı bir toplumdur. Kendine yapılanı kesinlikle unutmaz. Aleviler ‘Kula kulluk yakışır mı?’ ilkesini savunan bir toplum. Mazlumdan yana tavır takınan bir kesimiz. Nerede zalimlik yapılıyorsa o zalimin karşısında dikilen bir halkız. Pir Sultanların, Şah Hüseyinlerin evlatlarıyız. Alevi toplumu da tarihini göz önünde bulundurarak ne yapacağına karar verecektir. Alevilik başlı başına bir duruş ve siyasette bir tavırdır. Aleviler siyasetin merkezindedir.”
"İnsanların iradelerine ipotek konulmaya çalışılıyor"

Yerel seçimler yaklaşırken siyasilerin alanlardaki söylemleri de artıyor. Fırat, seçim meydanlarından aleni şekilde nefret söylemi üretildiğini belirterek, “Özellikle Doğudaki illerde şimdiden kayyum atanacağı dillendiriliyor. İnsanların iradelerine ipotek konulmaya gayret ediliyor” diyor. AK Parti ve MHP ittifakının “milli beraberlik” vurgusuna dikkat çeken Fırat, kullandıkları dilin milli beraberlik dili olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Son dönemlerde beka meselesi diyorlar ya bence bu dil bir beka sorunu.”

Fırat, toplumdaki herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini dile getirerek, “Bu sadece Alevilerin ve Kürtlerin sorumluluğu değil, herkesin sorumluluğu. Herkes bu sorunlara karşı birleşmek zorunda. Yoksa daha da çok sıkıntı yaşarız” diyor.


"İnancımız bize bunu buyuruyor"

Fırat’a AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın Garip Dede Dergahı’na yaptığı ziyareti ve bu ziyaret sonrası kendilerine gelen eleştirileri de sorduk. Fırat, bu konu hakkında ise şunları söylüyor: “AKP’nin İBB Başkan Adayı Binali Yıldırım bizden görüşme talep etti. Birçok siyasi aktör geldi buraya ama biz kimseden görüşme talep etmedik. Gelen insanların bizim başımızın üstünde yeri var. Bizim inancımız bize bunu buyuruyor. Geldiklerinde de biz gizli toplantılar yapmadık. Halkımızla beraber Garip Dede Dergahı özelindeki ve genelde Aleviler ile ilgili sorunları konuştuk. ‘Ne işi var cemevinde?’ diyenler Aleviliğin ne olduğunu bilmeyenlerdir. Cemevimize gelenleri mihman ederiz biz. Şununla karıştırılmamalı biz Binali Yıldırım’ı cemevinde posta oturtmadık. Bu tepkilerin daha ağırını HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş geldiğinde de almıştık. Bu söylemler de nefret içeriyor. Biz sorunları muhatapları ile konuşmak zorundayız. Bizim tavrımız nettir. Biz haktan, hukuktan, ezilenden yana olan bir kesimiz. Biz Hz.Hüseyin’in yol sürücüleriyiz.”

"Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir"

AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım, Garip Dede Dergahı’nı ziyaretinden birkaç gün sonra “Can’larla Buluşma” programında “Benim adımı Alevi komşumuz koydu. Adımın içinde ‘Ali’ var” demiş ve Alevilerden oy istemişti. Fırat’a Alevilerin bu çağrıya ne cevap vereceklerini sorduk: "Bir ara Erdoğan’ın bir söylemi oldu. Ali’yi sevmek Alevilikse ben en büyük Aleviyim dedi. Biz de diyoruz ki ‘Çok Aliler gördük Osman çıktılar.’ Biz bu zihniyeti iyi tanıyoruz. Seçimlerden sonra Alevi örgütleri olarak bir yol haritası belirleyeceğiz. Bizim bununla ilgili ciddi çalışmalarımız var. Bu süreç böyle gitmez. Binali Yıldırım’ın bunu bir samimiyet çerçevesinde söylediğine inanmıyorum. Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir.”

Aleviler belediyelerden ne bekliyor?

Yerel belediyelerden Alevilerin istekleri olduğunu belirten Fırat, şöyle sıralıyor: “Cemevleri ile ilgili hukuksal sorunların çözülmesini istiyoruz. Şehir planları yapıldığında planlarda ibadethaneler de var. Biz bu planlarda cemevlerinin de olmasını istiyoruz. Belediyelere liyakat sahibi insanların alınmasını talep ediyoruz. Temsiliyet hakkını istiyoruz. Seçilen belediye başkanının bütün partileri eşit görmesini istiyoruz. Siyasal partilerin üsluplarına dikkat etmesi gerekiyor.”

"Bizim dinimiz sevgidir başka dine inanmayız"

Son olarak yerel seçimlere ve Türkiye’deki siyasal duruma yönelik görüşlerini paylaşan Fırat, şunları söylüyor: “Bu aralar havaya, suya, toprağa cemreler düştü. İnsanların gönüllerine de cemreler düşmesini arzuluyorum. İnsanlar birbirine karşı önyargılı olmamalı. Bizim pirlerimizin çok güzel bir sözü vardır. Derler ki ‘Muhabbetle bulan buldu Hak’kı. Muhabbetsiz kimin kimde var hakkı?’ Her şeyin başı muhabbet. Biz de muhabbet ederek bu sorunları çözebiliriz. Eşit yurttaşlık çerçevesinde herkesin konuşmasını arzuluyoruz. Siyasi partilerin uzlaşı kültürünü geliştirmesini arzuluyoruz. Aleviler Türkiye’de büyük bir sorumluluk taşıyacaktır, buna inanıyorum. Güzel söz kökü yerde, dalları gökte olan yemyeşil güzel bir ağaca benzer. Biz bu ağacın neresindeyiz? Dalı mıyız, toprağı mıyız, suyu muyuz? Nazım Hikmet’in dediği gibi ‘Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’ yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Herkesin özgür bir şekilde kendi dillerini konuştuğu, kendi geleneklerini yaşadığı, kendi ibadetlerini yaptığı ve kendi halaylarını çektiği bir dünyada yaşamak istiyoruz. Hacı Bektaşı Veli der ki ‘Karanlık varsa bir mum yak orayı aydınlat.’ Biz de bu karanlığı aydınlatmak zorundayız. Bizim dinimiz Yunus Emre’nin dediği gibi sevgidir, başka dine inanmayız.”

"Aleviler için tehdit"

Yerel seçimlere ilişkin Alevilerin duruşunu konuştuğumuz bir başka isim ise Alevi yazar Gülfer Akkaya.
Akkaya, AK Parti iktidarını Aleviler için “yaşamsal bir tehlike” olarak nitelendirerek, “Alevilerin hafızasında siyasal İslam Maraş, Çorum, Sivas, Gazi katliamları olarak yer almakta. Devlet bu katliamlarda siyasal İslamcılarla beraber Türk milliyetçisi faşistleri de kullandı. Bugüne baktığımızda iktidarda AKP ve küçük ortağı MHP’yi görüyoruz. Yani siyasal İslamcıları ve faşistleri. Demek ki devlet, politikalarını yürütmek için bir süre daha bu iki partiyi kullanmaya devam edecek. Bu, Aleviler için tehdit anlamına geliyor. 8 Mart’ta ‘Ezanı ıslıkladılar’ provokasyonu üretmeye çalışanlar, Alevilere karşı her an başka bir provokasyon üretebilir. Bu yüzden Aleviler öncelikli olarak AKP ve MHP’nin bu seçimlerde kaybetmesini isteyebilir ancak” diyor.

"Provokasyon denemelerine başladılar"

AKP ve MHP’nin halka politik olarak verebileceği söz, herhangi bir vaadinin olmadığına dikkat çeken Akkaya, bu yüzden halkı kin ve nefrete sürükleyecek, kutuplaştırıcı, ayrımcı bir dil kullanıldığını belirtiyor. Akkaya, AK Parti’nin iktidarını ayakta tutabilmek için bu dile mahkum olduğunu söyleyerek, şöyle diyor: “Her gün artan işsizlik, ekonomik kriz, yenilmiş bir dış politika. İnsanlara ne verebilirler ki? Tabanlarını maddi olarak rüşvet, devletin maddi olanakları ve yolsuzlukla beslerken, manevi olarak ‘bize oy vermezseniz inancınızı şimdiki gibi rahatça yaşayamayacaksınız’ yalanı ile tutuyorlar. Bunun için provokasyon denemelerine başladılar bile. Çünkü gerçekten zor durumdalar ve kullanım tarihleri dolmak üzere. Ayrıca inanılmaz derecede cinsiyetçi politikalar ve söylemler kullanmaktalar. Bir de kente aşkla bağlılık, kente sevdalı olmak gibi kentin mevcut sorunlarını çözmekten uzak, suya sabuna dokunmayan, apolitik, seçim geçiştiren söylemleri öne çıkartıyorlar. Çünkü bir iddiaları, yapacakları faydalı bir iş yok. ‘Adımda Ali’ var diyerek adını pazarlayacak duruma düştüler.”

"CHP ve İYİ Parti’nin de ayrımcı söylemleri var"

Akkaya, CHP ve İYİ Parti’nin de ayrımcı söylemlerinin olduğunun altını çizerek, “Çünkü çoğulcu ve demokratik olamama sorunları var. Ama diğer yandan bu seçimlerde bu konulara girmemekte, ayrımcı söylemlerden ziyade ekonomik kriz gibi ortak sorunları dert edinen, yoksulluğa karşı yerel politik siyasal hat üretmeyi vaat eden yolda ilerlemekteler. HDP ise hep olduğu gibi birlikte yaşamı, barışı, çoğulculuğu, çok dilli ve cinsiyet eşitlikçi yerel yönetimleri savunan açıklamalar yapıyor. Zaten heybesinde yılların deneyimlerini taşımakta” ifadelerini kullanıyor.

"Sen artık in Ali"

Akkaya’ya da AK Parti’nin İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın “Adımı Alevi komşumuz koydu. Adımda ‘Ali’ var” söylemini sorduk. Akkaya ise soruya şöyle cevap verdi: “16 yıllık iktidarları boyunca Alevilere yönelik ayrımcı politikaların en öndeki uygulayıcılarından biri olan Binali’ye Alevilerin İstanbul’daki cevabı ‘Sen artık in Ali’ olacaktır. Sadece seçimlerde aklına gelen adındaki “Ali” de onu bu sondan kurtaramayacaktır.”

"Alevilerin ilk talebi iş"

Alevilerin belediyelerden ilk talebinin iş olduğunu söyleyen Akkaya, sözlerine şöyle devam ediyor: “İkinci talebi ayrımcı olmayan, eşit yerel hizmetler. Bunların yanı sıra Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları mahalleler AKP tarafından planlı şekilde TOKİ ya da müttehitler aracılığı ile dağıtıldı. Aleviler toplu olarak yaşadıkları mahallelerini kaybettiler. Yalnızlaştırılarak apartman dairelerine sıkıştırıldılar. “Yok” edildiler. O mahalleler artık “Alevi mahalleleri” değil. Bu da Alevi toplumunu kentlerde daha da görünmezleştirdi.

Kentlerde görünmezleşirseniz eğer yok olursunuz. Bu yüzden Aleviler yerel yönetimlerden cemevleri için arsa talep edecekler ama aynı zamanda cemevlerinin çevresinde Alevilerin buluşmasını, yan yana gelmesini sağlayacak kompleksler kurabilecek alanlar da talep etmeliler. Böylece Aleviler kentlerde birbirleriyle temas halinde, görünür olmalarını sağlayacak ve kente dağılarak yok olmak yerine yan yana gelerek bir arada var olacaklar.”

"Aleviler yaşadıkları sorunlara bakarak oy kullanacak"

Akkaya, devletin Alevileri anayasal olarak tanımadığını belirterek, Alevilerin inançlarını özgürce yaşamasına ve sonraki kuşaklara aktarmasına imkan tanımadığını söylüyor. Akkaya, ayrıca Alevi değerlerinin isimlerinin sokaklara, parklara, caddelere, mahallere verilmesini isteyerek, "Mesela Kadıncık Ana Caddesi kulağa çok hoş geliyor" diyor. 31 Mart yerel seçimlerinde Alevilerin oy vermede dikkate alması gereken kriterleri ise Akkaya şöyle özetliyor: "Aleviler de herkes gibi yaşadıkları sorunlara bakarak oy kullanacaklar diye düşünüyorum. Nedir bu sorunlar? Eşit vatandaş sayılmamak. Devlette iş bulamamak. İnancının asimile edilmeye çalışılması. Çalışma ve eğitim hakkının elinden alınması. Bir işi varsa eğer kariyer yapmasının önünün tıkanması. Aleviliğini gizlemek zorunda kalması. Sırf Alevi olduğu için yaşamsal tehlikesinin olması. Geçim derdi, yaşam tehlikesi ya da siyasal nedenlerle yaşadığı yerlerden göç etmek zorunda kalması. Ve mevcut iktidarın Aleviliğe ve Alevilere karşı yürüttüğü ayrımcı politikalar.”

"Seçimlerde sandıklara da yansıyacak"

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu siyasi iklimi değerlendiren Akkaya, “Tehditkar, insanları korkutarak susturmayı, yıldırmayı amaçlayan, herkesin kendisine itaat etmesini arzulayan, her türlü örgütlülüğü, yan yana gelişi panik içinde engellemeye çalışan, insanları herhangi bir gerekçe ile kriminalize ederek işinden olma ve tutuklanma korkusu ile kontrolde tutmayı amaçlayan diktatöryal bir iklim olarak değerlendiriyorum.” diye belirtiyor. Akkaya, tüm baskı ve zorlamalara rağmen son yıllarda AK Parti’nin politikalarına karşı birlikte davranma duygusu geliştiğini ifade ederek, "Her geçen gün bu duygu büyüyor. Umarım daha da büyüyecek ve seçimlerde sandıklara da yansıyacak” diyor.

"Siyasilerin tutumları çelişkili"

Son olarak konuştuğumuz Garip Dede Dergahı Kadın Kolları Başkanı Aylin Fırat ise, ülke sisteminin seçimlerle halkın sorunlarını çözme çabası içerisinde olduğunu söylese de halkın hiçbir sorununa çözüm getirilmediğini söylüyor ve nedenini şöyle açıklıyor: “Bunun nedeni de eğitimsiz bir toplumun sürüklendiği savrulduğu bir yönetim şekli anlayışıdır. Seçim süresi boyunca vaadedilen umut verici çalışmalar seçimler bittikten sonra bu vaatlerin hayata kazandırılması kısmen sağlanamıyor. Yani siyasilerin seçim öncesi ve seçim sonrası tutumları çok çelişkili.”

"Aleviler siyasi partilerin arka bahçesi değildir"

“Aleviler hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir” diyen Fırat, “Aleviler her seferinde ‘eşit yurttaşlık’ taleplerini dile getirmişlerdir. Devletin her kademesinde kimlik ayrımı gözetilmeden var olmak istemişlerdir. Aleviler bu ülkede ikinci sınıf vatandaş olmak ve sadece oy zamanı hatırlanmak istemiyor. Aleviler gündelik hayatlarında ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalmak istemiyor. Sorunlarının ve sıkıntılarının çözülmesini ve ilgilenilmesini istiyorlar. Aleviliği ve Alevi insanını doğru kaynaklardan doğru anlatan, vurgulayan güzel söylemler istiyorlar. Ve Sünni toplumunun Alevilik inancı ile ilgili yanlış düşünceleri, önyargıları giderici çalışmaların yapılmasını istiyorlar.” ifadelerini kullanıyor.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » şahbaz'in tutuklanmasi reddedildi !
  • » Kanser Nedir?
  • » Sanıklara özel muamele
  • » “Düşmanlarımızı n İki Büyük Zırhlısını...
  • » Çin Seddi Uzaydan Görünüyor mu?
  • » İstanbul'da okullar tatil edildi.
  • » Kriz, İMKB’deki 314 şirketin 255’inin...
  • » Sevinç Çokum ( 25.08.1943)
  • » Keşfedilmeye Hazır Doğa Resimleri(HQ)
  • » Bu Soğuklarda Bu Kürkler Giyilir

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Alevi köyüne cami değişmeyen politika
  • » 8 Ülkeden 110 Bilim Adamı Kerbela...
  • » Hacıbektaş törenleri başlıyor
  • » Aşure Geleneği Balkanlarda Yaşatılıyor
  • » Dün Aleviler, bugün Kürtler
  • » Semah, Anadolu Ateşi Gösterisinde...
  • » "Maraş sanıkları arasında delil...
  • » Kendileri başörtüsü yüzünden acı çeken...
  • » 'AKP'yi Ankara Çayı'na süpürelim'
  • » Malatya Katliamı