Geçenlerde Beyoğlu’ndaki Kırım Kilisesi’nde ilginç bir program gerçekleştirildi. Programı düzenleyen kurum: “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Diplomasi Platformu”. “Avrasya’nın Nefesleri” ismiyle icra edilen programda Alevi kültürünün temel öğelerinden birisi olan “saz ve nefes” ikilisi, zengin örnekleriyle izleyicinin beğenisine sunuldu. Edindiğim bilgiye göre aynı konser daha sonra Nevşehir, Ordu, Balıkesir, Çorum gibi illerde ve Macaristan, İran gibi ülkelerde de icra edilecekmiş.





İran ve Macaristan’da böyle bir etkinliğin icra edilecek olması belli ki tesadüf değil. Turan dünyasının Avrupa’daki merkezini oluşturan Macaristan’da, Türkiye Müslümanlarını ve Türklerini merak eden, araştıran ciddi bir kesim var. Dini tercih olarak Hristiyan olup, Müslümanlık ve Müslümanlık ekseninde oluşan kültürlere ilgi duyan, bu kültürler hakkında araştırma yapan insanlar var.

Öte yandan Jobby partisi etrafında kenetlenen ve Türklüğünü Turan duygusu etrafında ifade etmeye çalışan bir siyasal topluluk mevcut orada. Öte yandan Şii dünyasının merkezi olan İran’da da Alevilik ve Bektaşilik gibi daha çok Anadolu’ya özgü bir kültürün tanıtılıyor olması da gerçekten anlamlı. Büyük Selçuklu modeli etrafında yüzyıllarca barış içinde bu topraklarda yaşamış ancak farklı etnik, mezhebi kimliklere sahip kalabalıkların bugün de barış, bütünlük ve huzur içinde yaşayabilecekleri temasından hareket eden Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Diplomasi Platformu, Horasan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan da Balkanlara açılan kültür kapısından Alebi Bektaşi kültürünü dünyaya tanıtmayı amaçlamış.
Platform Başkanı Muhammed Taha Gergerlioğlu “platformlarının amacının ekonomik, sosyal ve kültürel iletişimde edip bir dil kullanılmasını sağlamak olduğunu belirterek, yaptıkları bu çalışmadan umdukları sonucun “Alevisi, Sünnisiyle toplumun dirliği ve vahdeti” olduğunu ifade ediyor. Etkinlik adresi olarak Kırım Kilisesi’nin seçilmiş olması da belli ki bir tasadüf değil.

Böyle bir etkinliğin siyasi partilerden ve devlet kurumlarından bağımsız bir mekanda üstelik kilise gibi bir yerde yapılmış olması oldukça anlamlı. Kırım Kilisesi zaman zaman bu tip etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Kırım Kilisesi aslında bir Anglikan Kilisesi. Şu ana daha çok Srilankalı Anglikan gençler burayı bir ibadethane olarak kullanıyorlar.

Aslında 1868 yılında İngilizler tarafından yapılan kilise Sultan Abdülmecit tarafından İngilizlere verilen arazi üzerinde, Kırım savaşına katılan ingiliz askerler anısına yapılmış. Kilisenin ciddi bir akustik özelliği var ve konser tipi etkinlikler için oldukça uygun. 1970 yılında cemaatsizlik yüzünden kapatılan kilise 1991 yılında Srilanka’dan gelen Anglikan mültecilerin İngiliz Konsolosluğuna müracaatları üzerine konsolosluktaki Anglikan şapelinin rahibi İan Sherwood’un yönetiminde tekrar ibadete açılmış. İngilizler’in Osmanlı topraklarına olan ilgisinin ve Kırım Savaşı’nın hatırası olarak bugüne kadar gelen kilise’nin bugün kültürel etkinlikler için kullanılıyor olması, “dış dünyaya ve ilgilisine “mesaj vermek” isteyen sosyal, kültürel ve diplomatik topluluklar” için bir şans oluşturuyor.

Osmanlı İmparatorluğunun tarihsel ve derin yürüyüşünün durdurulmasında katkısı olan bir imparatorluğun resmi mezhebi olan Anglikanizmin Kraliyeti temsil etmesi ve bu temsiliyet etrafında derin İngiliz politikalarının sahaya indirilmesinde üstlendikleri merkezi rolün önemini bilmeyen yoktur. Şimdi bir Anglikan Kilisesi’nde, Horasan’dan bütün dünyaya seslenen Müslüman Türklerin Yesevi ve Bektaşi kültürü ekseninde barışa, dirliğe, vahdete yaptığı çağrı ve bu topraklarda kardeşçe, yıllarca huzur ve birlik içinde yaşamış.

Hem anadan hem babadan kardeş toplumların asla ayrılığa, parçalanmaya düşmeyeceklerinin, asla birbirleriyle kavga etmeyeceklerinin bir irade beyanı olarak böylesine güzel bir etkinlikte bir araya gelmiş, getirilmiş olması ayrıca anlamlıdır. Hoca Ahmet Yesevi’nin öğretisi etrafında toplanan saf, samimi, muttaki ve alperen, Horasan erenlerinin ruhu şimdilerde İstanbul’dan dirliyorsa, bu, Müslüman Türklerin, Alevisiyle, Sünnisiyle yeniden tarih yazan ve tarih yapan bir diriliş için hazırlandıklarının işaretidir. “Kut”lu* olsun.

*Türkçe‘de kut, Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç, İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket, mutluluk anlamlarına gelmektedir.

Kaynak : milatgazetesi.com/akif-carkci/kirim-kilisesinde-alevi-nefesleri/haber-193235

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Sünni bir çocuğu alevi doktor sünnet...
  • » Vizyona giren yeni filme tepki!
  • » SBS sonuçları bugün açıklanıyor
  • » Migren
  • » 'Aksolotl' hastalıkların tedavisinde...
  • » Bir arada yaşamaları zinadır
  • » AKP'yi kuran isim istifa etti
  • » Türbana TAKTİR belgesi...
  • » En büyük magaza için çalışmalar sürüyor
  • » Cumhuriyet Tarihi Yalanları 2 / Sinan...

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Tiyatro sadece gülüp eğlenmek demek...
  • » Alevilik ve Bektaşilik TRT-6'de Kürtçe...
  • » Aleviler psikolojik baskı görüyor
  • » Alevilik bir akım değil- Celal Fırat
  • » Zöhre Ana'ya olan sevginizi...
  • » Bayramlarda Aleviler izinli sayılacak
  • » Aleviler Gayri Müslimdir
  • » Çorum Katliamı protestosu sonrası...
  • » Aleviler'e göre atatürk reenkarne oldu
  • » İmam kimdir?herkes hoca,müftü olabilir...