Son saldırı girişimi de Malatya’dan geldi. Bana göre bir üst akıl, ırkçı-dinci militanlarını örgütledi ve bu konutlar işaretlendi...


Sen köprüye Türk kasabı Yavuz’un ismini verip, yüceltirsen, vatandaşı olmaktan hicap ettiğimiz iki ayaklı mahlûkat da gider Malatya’da, Maraş’ta, Sivas’ta o evleri işaretler, katliam yapar! Sonra aldığı eğitim gereği “sevap kazandığını” düşünür ve katil olduğundan bile habersiz olan zavallı cahil, Cennet hayaliyle avunur, avutulur…
Yani balık baştan kokar…
Aslında IŞİD diyerek lanetlediğimiz melanetin mantığı ve membaı da bu kör olası olgu değil midir?
Mesela her konuda bilgiç olan AKP Genel Başkanı’nın Alevi-Sünni kardeşliği konusunda tek laf ettiğini, yarayı tedavi etmek için bir çabası olduğunu, “yapmayın, ayıptır-günahtır” dediğini işiten var mı?
Söylemez… Çünkü ayırımcılık Türkiye’yi kötürüm ediyor, patinaj yaptırtıyor ama Sn. Genel Başkan’a ve partisine bin türlü rant sağlıyor. Bu yüzden bilimsel eğitim, insanlık, kardeşlik yerine, bölücü siyasayı tercih ediyor. Ne imara açtığı yeşil alanlar, kamu arazileri, ne o numaradan şikâyet ettiği gökdelenler, no, ne bu…
Sn. Başkan’ın en büyük rant alanı cehalet ve Alevi-Sünni ayırımcılığıdır!


İmam okulları, Diyanet, Ensar ve İHH benzeri binlerce gerici odak bu nedenle ihya edilmektedir… İnsanlar imam okuluna gitsin, cahil kalsın, din-iman diyerek birbirini boğazlasın, ölsün! Yeter ki, bunlar iktidarda kalsın…
O nedenle Malatya’da Alevi konutlarının işaretlenmesine hiç şaşırmadım. Arkasından Maraş’ta olduğu gibi o mahalle ve evlerde bir katliam yaşanırsa, buna da şaşırmam…
Gerçek şu ki; bir ülkede bir kesime karşı periyodik korku salınıyor, katliamlar gerçekleştiriliyorsa, o kesimin insanlarına zulmetmek, çoluk-çocuğunu devlet zoruyla asimilasyona tabi tutmak, evde, işyerinde, mahallede, kasabada yaşamı çekilmez hale getirmek sıradanlaşmışsa bunlar olur. Bunlar olurken Ali Tatar gibi onur abidesi insanlar baskıya, zulme dayanamaz, intihar eder!
Sorumlu bellidir, nedenler bellidir, katiller bellidir ama dokunulmaz!
ALEVİ KARŞITLIĞI RANT GETİRİYOR!
Dikkat ettiniz mi; son günlerde Alevi değerlerine ve bireylerine saldırılar arttı…
Çünkü örneğin Alevi bireye-personele ne kadar zulmedersen, o kadar terfi ve taltif alırsın! Gidip şikâyet etsen, dava açsan ne olacak? Kelime anlamında bir devletten, evrensel anlamda bir yargıdan söz etmenin imkânı olmadığı için derdinizi anlatmanızın, olumlu sonuç almanızın ihtimali bile yoktur.
Sivas ’93’ün katillerini savunan avukatı, İstanbul’a belediye başkanı yapan, bir başkasını Anayasa Mahkemesi’ne üye atayan, birçoğunu bakanlık ve milletvekilliğiyle ödüllendiren… “Bulamıyoruz” numarası yaparak Rafet Erçakmak’a on yıllarca emekli maaşı ödeyen, zımni de olsa Alevi katliamını teşvik ve taltif eden zihniyetten adalet ve insani tasarruf bekleyebilir misiniz?
Beklersiniz, kimi arkadaşlarımız gibi bunların önünde takla da atarsınız ama beyhude olur. Alemin maskarası olur kendinize güldürürsünüz!
Aklıma geldi; “Zarrab da Zarrab, Fetö de Fetö” diyen, “suçluları vermiyor” diyerek ABD’ye, Almanya’ya köpüren, veryansın edenlere söylüyorum; başta Almanya’ya olmak üzere Batı’ya kaçan Sivas katillerinin Türkiye’ye iadesi konusunu yetkililerle konuştunuz mu, rica da bulundunuz mu?
Hayır! Tam tersine iade edilmemeleri için elinizden geleni ardınıza koymadınız. E, o halde adamlar size neden inansın, saygı duysun, değer versin? Batılı bireyi bizimkilerle karıştırıyor, kandıramayınca da köpürüyor, zıvanadan çıkıyorsunuz. Medeni insan ve toplum için değerli olan tutum, alınların secdeye değmesi değil, ahlaktır!
KARACAAHMET SALDIRISI SÜRÜYOR
Tarihten gelen Alevi alerjisi, Karacaahmet Dergâhına dozerle girme talimatıyla başladı ve bu provokasyonun arkasında duran, yıkım emrini veren Tayip Erdoğan’dı. O günden bugüne Alevi mağduriyetlerinin arkasında hep Tayip Erdoğan oldu. İnsan “bu nasıl bir kindir, nereden kaynaklanır” demeden kendini alamıyor…
Namuslu tarihçilerin Yavuz’u; “Hilafetin kılıcıyla iki baştan Türk kanı akıtan padişah” olarak kaydetmelerine karşın her nedense (!) Erdoğan, İstanbul Boğazındaki son yapılan köprüye Yavuz’un ismini verdi.
Erdoğan’ın Dergâhımızı yıkmak istemesi ve köprüye “Yavuz” ismi vermesinden sonra Pandora’nın kutusu açıldı ve adeta Alevilere zulüm serbest hale geldi! Sonra Van şehrimizde bir feribota; “o kış, o cenahtan (Kızılbaşlardan) analarının karnındaki ceninlerden başka hiç kimse sağ bırakılmadı, hepsi kılıçtan geçirildi” diyen ve Yavuz’un bir numaralı suç ortağı olan İdris-i Bitlisi’nin adı verildi!
Daha sonra?
Süreç, Samsun Büyükşehir Belediyesinin bir caddeye Ebusuud adını vermesiyle (2013 yılı) devam etti. Yereldeki arkadaşımız Yılmaz Tuluk’un mahkeme süreci ve Alevi camiasının bütün feryadına karşın karar, Yargıtay’ca onandı ve böğrümüze bir hançer daha saplandı… Ecdadımız hakkında yüzlerce olumsuz fetva veren, Ebusuud cellâdıyla aynı caddede yaşamaya mahkûm edildik…
Camia olarak toptan cezalandırıldık!
Ebusuud’a sorarlar: “Kızılbaş topluluğunun, dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Bunları öldürenler gazi, bu öldürme sırasında ölenler de şehit olur mu?” El cevap: “Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur.”*
Arkasından, “Serçeşme” diyerek itikad ettiğimiz Hacı Bektaş Dergâhımızın avlusuna Kültür Turizm Bakanlığı tarafından bir oda yapılması girişimiyle karşılaştık. Yetkililerin birbiriyle çelişen ifadeleri şöyleydi; “Dergâh’ın girişine rehber odası yapacaktık, camini abdesthanesi yok, o ihtiyacı giderecektik, emzirme odası, çocuk bakım odası olacaktı…” vb. Şükür ki, bu girişim ortak bir tepkiyle önleyebildik…
Son saldırı girişimi de Malatya’dan geldi. Bana göre bir üst akıl, ırkçı-dinci militanlarını örgütledi ve bu konutlar işaretlendi. Amaç; korku salmak, orada yaşayan Alevileri göçe zorlayarak emlaklerini ucuza kapatmak veya daha kötüsü olabilir.
***
Ülkemiz, katlimize ferman verenlerin, yüceltildiği, ödüllendirildiği bir ülke haline gelmiş ve siyasi seçenek olarak “Erdoğan mı, Fetö mü” noktasına getirilmişse, bu olan-bitene şaşmadan düşünmek ve artık elimizi taşın altına koymamızın zorunlu olduğunu idrak etmemiz gerekir…
Çare; “Alevi-Sünni, Kürt-Türk” muhabbetini-ilkelliğini biryana bırakıp, “insanım-demokratım” diyenlerin bir araya gelmesi ve siyasi çözüm üretmesidir… Çünkü sorun da biziz, çare de…
Murtaza Demir
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

* - Kaynak: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » 2 yaşındaki kıza yapay kalp...
  • » Erken emekliliğin önü açıldı!
  • » Uçan sürüngen fosili ve yumurtası
  • » İstanbul
  • » Allah akıl fikir versin...
  • » PKK'nın hedefinde Aleviler var!
  • » Sedat Hacıoğlu - (12.05.1980)
  • » Tanrı İnsanı Yarattı ama Dünyayı...
  • » Commodore 64
  • » Bekir Coşkun'dan

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Alevilerin Kutsal Mekanlarına Tecavüz
  • » Sahnedeki Acı Bekleyiş
  • » Alevi Düşmanlığının Sonuçları
  • » Alevi evlerinin işaretlenmesind e...
  • » Alevi önderlerini dinleten Abdullah Gül...
  • » Bu nasıl zihniyet! geri kafalılar
  • » Alevi kadınlar harekete geçiyor...
  • » 'Aleviler devlete sızmaya çalışıyor'
  • » AKP'liler, Cemleri Sevdi
  • » Ülkede alevi-sunni kavgası çıkarılmak...