Avrupa’daki Alevilik kimlik ve algısı üzerine uzun yılları kapsayan incelemelerde bulunan Tufan Bozkurt, çalışmalarını Almanya’da Alevi Olmak-Diasporada Kimliğin İnşası ismiyle kitaplaştırdı. Bozkurt ile Alevilik kimliği ve sorunları üzerine konuştuk.

Avrupa ve Almanya’da nasıl bir Alevilik algısı var?
Almanya, Fransa, İsviçre, Avusturya, İngiltere, Hollanda, Belçika gibi ülkelere baktığımız zaman Aleviler de diğer Türkiyeli gruplar gibi muhafazakâr ve içe kapalı bir yapı sergiliyor. İçe kapalı bir yapıdalar. Bunun birçok nedeni var elbette ki.
Avusturya, Almanya, İsviçre örnekleri ele alındığında nasıl ki Türk-Sünni kimliği daha muhafazakâr bir kimlik algısı üzerinden şekilleniyorlarsa, Almanya’daki Alevilik kimliği de benzer bir şekillenmeye sahip. Alevilik de kendi tutucu-muhafazakâr kimlik algısı üzerinden şekilleniyor.

Almanya’da bir farklılıktan bahsedilemez mi?
Avusturya, İsviçre ile karşılaştırdığımız zaman Almanya’daki Aleviler, Alman toplumuyla bütünleşmekten ziyade Alevi kimliği ile bütünleşmeyi daha çok esas alıyor. Bunun nedenine baktığımız zaman da iki yönü var. Birincisi; Türkiye’de hem Alevi kimliğinin hem Alevi kimliğinin dışındaki azınlık kimliklerinin kamusal alanda kendilerini tarihsel bağlamda devletin baskıcı politikalarından kaynaklı var edememesi olabilir. Genel olarak da, Avrupa üzerinden Almanya’da bu tür politikaları azınlık kimliklere kendi haklarını dağıtma üzerine şekilleniyor. Diğer ülkelerle kıyasladığımızda Almanya’daki Alevi kimliğinin daha muhafazakâr olmasının bir nedeni de Almanya’nın uygulamış olduğu kimlik politikaları. Yani, Fransa, İngiltere, Avusturya , Hollanda, İsviçre gibi ülkelerle kıyasladığımız zaman Almanya’daki yapının bilinçli bir politikası var bu yönde. Almanya diğer ülkelerle kıyasladığımız zaman dinamo işlevi görüyor.

Bu politikaların yansımaları nasıl oluyor?
Sürekli bir biçimde ilgili cemaatlere ve toplumlara mensup kişilere ekonomik anlamda ya da başka şekillerde daha çok destek verilerek, kendi dernekleri ve kendi toplumları içerisinde kalmaları sağlanıyor. Yani gettolaşmanın farklı bir boyutu var. Kültürel ve toplumsal boyutun yanında bu da söz konusu oluyor. Örneğin Mannheim, Berlin, Hamburg diyelim. Bu bölgelerde yaşayan insanlar hem kendi yöre derneklerini hem de Alevi derneğini aşırı bir şekilde sahipleniyor. Bunu koşullandıran bir biçim politikası var. Bu nedenle de, oradaki Aleviliği Türkiye’deki veya diğer bölgelerdeki Alevilerle kıyasladığımız zaman Alevi kimliğinden çok faklı bir biçim ortaya çıkıyor. Asimilasyon ve çok kültürlülük tartışmaları burada çok önemli bir noktada kendisini gösteriyor. Bu açıdan Almanya diğer kapitalist ülkeleri ile kıyasladığımız zaman bu politikalara çok daha müsamaha gösteriyor.

Bunun nedeni nedir?
O da şudur; temel faktörü kendi toplumlarıyla azınlık kimliklerin bir arada yaşamasına engel oluşturma. Yani, sınıfsal temellerde birleşmemesi için bu toplulukların ne yapılması gerekiyor? Tek bir şey var, bunların kültür politikaları temelinde kendi kimliksel alanlarına sıkıştırma. Böyle bir durumu var. Ama Aleviler açısından bakarsak ciddi bir handikap ve sorun var. Avrupa genelinde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı 250 tane dernekten bahsediliyor. Bunun 150 tanesi Almanya’da. Tabii bunlar kesin rakamlar değil.

Cemevleri’ne üye olanların sayılarıyla ilgili bir rakam var mı?
Almanya’daki Cemevlerine bağlı üye sayıları hakkında tam bir bilgi sahibi değiliz. Bu rakamı Cemevlerinin kendileri de, Alevi kurumlar da bilmiyor. Avrupa’daki Alevi sayısıyla ilgili net bir rakam telaffuz edilemiyor. Almanya’daki çalışmalarım sırasında da en önemli sıkıntılardan biriydi bu konu. Almanya’daki dernek sayısı bile tam belli değil. Çünkü; sürekli dernekler açılıyor, dernek sayısı hızla artıyor. Genel olarak Avrupa’daki Alevi sayısını 1 milyon olarak veriyorlar.

Almanya’da yaşayan Alevi toplumlarının ‘kimlik bilinci’ nedir?
Almanya’da yaşayan Alevilerin kimlik bilincine baktığımız zaman bu ilgili ülkenin uygulamış olduğu kimlik politikalarından bağımsız bir biçimde şekillenmiyor. Diğer ülkelerdekiler biraz daha o ülkenin toplumuyla bütünleşebiliyorken, Almanya’dakiler daha içe kapanık, daha muhafazakâr yaşıyor. Bunun en önemi nedeni uygulanan politikalar, Aleviliğin aldığı kamusal destek. Verilen bu kamusal destek nedeniyle Alevilerin kendi kimliklerine olan bağımlılıkları üst boyuta varıyor. Ciddi bir bağlılık söz konusu. Diğer ülkelerdeki gençlerle Almanya’daki Alevi gençlerini kıyasladığınızda da bu fark bariz şekilde Alevilik kimliğin siyasallaşmasında noktasında görülebiliyor.

Tüm bu kimlikleşme olgusuna nasıl bakıyorlar?
Diğer ülkelerdeki Alevi gençlerine veya Alevi toplumuna Almanya’daki toplumu sorduğunuz zaman, Alevilik siyasallaşmasını kurtuluşlarının dinamosu olarak görüyorlar. Almanya’daki gençler de, dernekler de böyle görüyor. Ama sorunlar burada bitmiyor. Türkiye’de tarihsel anlamda Alevilere yönelik baskılar ve ortaya çıkan dağınıklık hali Almanya’da ne kadar rahat olsalar da burada da hissediliyor. ‘Nasıl oluyor’ diyecekseniz... Örneğin Mannheim ve çevresinde çok ciddi bir Alevi nüfusu var. Bunların büyük bir bölümü sol-sosyalist örgütlerde örgütlüler. Bu kısım Alevi hareketini çok esas almıyor.

Gençler bundan nasıl etkileniyor?

Gençlerin kafası karışık. ‘Hangi Alevilik? Nasıl bir Alevilik?’ sorularını sorduğunuz zaman da böyle bir durum açığa çıkıyor. Çünkü, Türkiye’de de Alevilere ‘Alevilik nedir’ diye bir soru yönlendirdiğiniz zaman, Aleviliğin ne olduğunu bilemiyorlar. Yani biri felsefe der, biri kültür der, biri din der. Genelde de kendi siyasal yaklaşımlarına uygun bir tarz benimsiyorlar. Aleviliğin tanımlanan olmasındaki muğlaklık Almanya’daki Alevi Hareketinin ne kadar güçlü olsa da yine de onun bileşenlerde kendini barındıran bir unsura sahip oluyor. Gençler Aleviliği biraz da moda olarak tanımlıyorlar. Bu da çok normal. Özellikle 60’larda doğanların anne ve babaları Türkiye’ye dönemin konjonktürüne de uygun olarak solcuydu, sol fikriyata yakındı. Bu anlayış üzerinden şekilleniyordu. Gençler de göçmenlik halleri içerisinde karşılarına dikilen kimlik olan Alevi kimliğini açısından onu moda olarak görüyorlar. Buna yöneliyorlar.

Alevilerin sıkıntıları nedir?
Aleviler Almanya’daki kendi yaşamlarından da ziyade Türkiye’deki Alevi topluluğunun yaşamını, sıkıntılarını, sorunlarını daha çok önemsiyorlar. Türkiye’deki hükümetin Alevilere yönelik baskıcı, yok sayan icraatlarıyla ilgililer. Bu durum elbette ki başka sorunlara yol açabiliyor. Bu şekilde yetişen gençler, yaşadıkları toplumla entegre olmakta sıkıntılar yaşayabiliyor.

birgun.net

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » 'Vahiy' nedir?
  • » Aleviler ve AKP’nin yolları asla...
  • » Isa gök: 'tüm dünya bunu koşunacak'
  • » "Henüz bir karar alınmadı"
  • » Eğlenceli bir kişilik testine ne...
  • » 2010 Öss Sistemi
  • » Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu...
  • » Hz Muhammed 'in Ailesinin türbeleri
  • » Alanzinho taraftara umut saçtı
  • » Mustafa Kemal gelip kurtarsın sizi!

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Alevilerin sorunları AB raporuna girecek
  • » Cami-cemevinde kurnaz oyun
  • » Papa cemevine neden gitmedi
  • » Semahlar, Eğlence Yerlerinde Yasaklansın
  • » Bir Suriyeli mülteci kampı da Dersim'e...
  • » Aleviler Mansur'un adaylığına nasıl...
  • » Diyanet'e göre Alevilik yok
  • » Alevi önderleri kırmızı çizgilerini...
  • » Tarihte ilk kez bir cemevini ziyaret...
  • » Erdoğan’dan Alevi iması