Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Aleviler ile ilgili önemli Ecevit iddiası

  1. #1
    Forumun Kıpkıdemlisi HüsniyeDuman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    29
    Mesajlar
    18.004
    Ettiği Teşekkür
    0
    1 mesaja 1 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    105

    Arrow Aleviler ile ilgili önemli Ecevit iddiası



    Solgun kitabında Cumhuriyet'in ‘resmi' ve ‘öteki' gerçeklerine ayna tutuyor.

    Araştırmacı-yazar ve Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Solgun, Alevilerin Kemalizm’le İmtihanı, Dersim/Yüzleşmezsek Hiçbir Şey Geçmiş Olmuyor adlı kitaplarının ardından, Gayriresmi Cumhuriyet/ Türkiye’nin Resmi İdeolojiyle İmtihanı’nı okurlara ulaştırdı.

    RESMİ İDEOLOJİNİN ANALİZİ


    Solgun, kapsamlı bir resmi ideoloji analizi yaptığı yeni kitabında, görüşlerini temellendirdiği belge ve olgularla Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ile Türkiye gerçeklerinin nasıl ve ne şekilde karşı karşıya geldiğini ortaya koyarken, ‘yeni anayasa’ tartışmalarının hangi minvalde yürütülmesi gerektiği konusunda da hayli iddialı bir güzergahın önünü açıyor.

    Kitapta ülkemizin en önemli ve yakıcı sorunu olarak tanımlanan Kürt sorununun kaynağı, açık ve kapsamlı bir şekilde ortaya konulurken Alevi toplumuna ‘dışarıdan’ atfedilen rollerin hiçbirmesnedinin bulunmadığı gözler önüne seriliyor. Cafer Solgun’un kitabında yer verdiği ‘öteki cumhuriyet portreleri’ ise okuyucuyu hayli düşündürücü bir Türkiye tablosuyla yüzleştiriyor.

    KÜNYE:

    Yazarı:
    Cafer Solgun

    Türü: İnceleme araştırma

    Sayfa sayısı: 319

    Basım: Mart 2012

    Yayınevi: Timaş Yayınları

    KİTAPTAN SEÇİLMİŞ BÖLÜMLER

    'Kız gibi meclis'


    Milli Mücadele'yi yürüten meclis, aynı yıl tasfiye edildi. Lozan'da yürütülen müzakerelere karşı sergilenen muhalefet, Mustafa Kemal'in tek başına isim isim belirlediği yeni meclis bileşimi ile birlikte aşılmış oldu. Mustafa Kemal, "dikensiz gül bahçesi" oluşturmak üzere yaptığı hazırlık için, "kız gibi bir meclis" benzetmesini yapmıştı.(sf.24)

    Demokrasi nasıl bir şey?


    Süleyman Demirel türü politikacılar yıllarca aldattıkları seçmenlerine "Seçimler zamanında yapılıyor mu? Yapılıyor. Meclis açık mı? Açık. Memleketin başında bir hükümet var mı? Var," şeklinde konuşmalar yaparak, Türkiye toplumunda bir demokrasi bilinci gelişmesinin önündeki engeller oldular. Demokrasiyi "böyle bir şey" sanan kuşaklar yetişmesine sebep oldular. Demirel mantalitesiyle demokrasi, sıkı sıkıya yasaklarla örülmüş yasalara göre kurulmuş partilerin var olduğu, bu partilerin son derece eşitsiz şartlarda seçimlere girebildiği, meclisin açık olduğu ve o meclisten çoğu zaman kırk türlü hile ve ahlaki olmayan yöntemlerle bir hükümetin çıkarılabildiği bir rejimdi.(sf.31)

    Resmi ideoloji muhalifi sevmez

    Kemalist resmî ideolojinin karakteristik özelliklerinden birinin "şartlara uyma" yeteneği olduğunu biliyoruz. Pragmatiktir. Resmî ideolojinin güvencesi, devlet aygıtı ve ordu merkezde duran konumunu koruduktan sonra, "her şey" olabilir. Fakat olunması gereken "şey," mutlaka kontrol altında olmalıdır. "Muvazaalı" olmalıdır. Sadece kendisine verilen rolü oynamalı ve "dahası" olmaya tevessül etmemelidir. Resmî ideoloji, "muhalefet" sevmez. Ama muhalefetin gerekli olduğu bir durum hasıl olursa, "göstermelik" bir muhalefet örgütlemekten de geri durulmaz. Değil midir ki "gerekli" olmuş ve Sovyetler Birliği'nin desteğini sürdürmesini sağlamak için 1921 yılında "resmî" bir TKP bile kurulmuştur.(sf.124)

    'Hür ülke'nin tuhaf bakanı

    1929-30 yıllarında Ağrı'da patlak veren isyanın bastırıldığı günlerde, İstanbul Barosu'nun hala her sene adına "hukuk ödülü" verdiği, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, Ödemiş'te halka hitaben yaptığı bir konuşmada şunları söylemişti: "Biz Türkiye denen, dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır. Türklere hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı: dost ve düşman ve hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler."(sf.193)

    Türkçülüğü devletleştirdi

    "Milli Mücadele" yıllarında bir "Kürt sorunumuz" ve dolayısıyla "inkâr ve asimilasyon" çabası yoktu. İttihat ve Terakki'cilerin geliştirmeye çalıştıkları etkili olmaktan uzak kalmış bir "Türkçülük" ideolojisi vardı elbette. Ama bu anlayış henüz sistemli bir politika olarak uygulanıyor değildi. Bunun için Türkçülüğün "devletleşmesi" gerekiyordu ve bunu gerçekleştiren de Mustafa Kemal oldu.(sf.216)

    Darbeciler kendilerini ödüllendirdi

    Türk Tarih Kurumu'nun Mustafa Kemal'in kuruluşuna önayak olduğu, mirasından pay ayrılmasını vasiyet edecek denli önem verdiği bir resmî ideoloji kurumu olduğu bilinmektedir. 12 Eylül darbecileri tarafından Türk Dil Kurumu ile birleştirilerek "T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu" adıyla yeniden yapılandırılmıştır. (...) Bu kurumun yakın geçmişte sesini duyurduğu en önemli etkinliği, herhalde, "Atatürk Uluslararası Barış Ödülü" olmuştur. (...) 1986 yılında verilmeye başlanan "Atatürk Uluslararası Barış Ödülü"nün ilk sahibi, eski NATO Genel Sekreteri Joseph Luns olduÖ Ödül, 1990 yılında Kenan Evren'e verildi; evet, bildiğimiz, tanıdığımız Kenan Evren'eÖ(sf.240-241)

    Kur'an tefsirinde ilginç tercih

    Mustafa Kemal'in Diyanet İşleri Başkanı olmaya ilk "memur" ettiği kişi, Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1941 yılına kadar bu görevi ifa etmiştir. Börekçizade Mehmet Efendi'nin bu göreve atanmasında, hiç kuşkusuz, "Milli Mücadele" yıllarında Mustafa Kemal'den yana saf tutmuş olmasının ve özellikle de İstanbul'daki Şeyhülislam'ın Mustafa Kemal ile ilgili fetvalarını "hükümsüz" ilan eden karşı fetvalar hazırlanmasına öncülük etmesinin önemli bir payı vardır. Mustafa Kemal, herhalde bir başka din adamına kolay kolay Kuran'ı sipariş ettiği ölçülere göre yeniden "tefsir" etme görevi veremezdi.(sf.250)

    Osmanlı'nın yapmadığını yaptı


    Osmanlı'nın "resmen" yapmaktan uzak durduğunu Cumhuriyet yapmış ve "devrim," "reform" adı altında "gericilik," "feodalite," "irtica" ve "mürtecilik" saydığı Aleviliği "resmen" yasaklamıştır. Evet; "irtica" deyince daha çok Alevilerin "hassas" oldukları bir damara basılmış olduğu düşünülüyor. Ama cumhuriyeti kuranların gözünde Aleviler (de) yıllardır son derece keyfi ve sübjektif anlamlar yüklenerek kullanılan bu kavram ve kategori içerisinde görülüyor, değerlendiriyorlar. (sf.256-257)

    Edebiyatçılardan büyük iftiralar

    Alevilerle ilgili birbirinden alçakça, rezil ve iğrenç "cinsel sapkınlık" hurafelerinin yer aldığı "edebiyat" eserleri içerisinde Yakup Kadri'nin Nur Baba, Refik Halid Karay'ın Kadınlar Tekkesi, Reşad Nuri Güntekin'in Tanrı Dağı Ziyafeti adlı romanları da vardır. Bu romanlar, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "tavsiye ettiği" kitaplar olmuş, bazıları tiyatrolarda da sahnelenmiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Nur Baba'sında sözde bir Bektaşi tekkesindeki olaylar anlatılmakta, bu tekkenin "şeyhinden" hareketle Aleviler karalanmaktadır. Roman, kitap olarak basılmadan önce 1922 yılında Akşam gazetesinde tefrika edilmiş. Bu roman ve anlattıklarıyla, Mustafa Kemal'in hayli ilgili olduğunu ortaya koyan anlatımlar var. (sf.262-263)

    Aleviler CHP'yi değil Ecevit'i destekledi

    Bülent Ecevit'in "ortanın solu" adını verdiği yeni bir politik konsept ile ortaya çıkıp "Milli Şef" İsmet İnönü'yü CHP Genel Başkanı koltuğundan etmesinin ardındandır ki Aleviler kitlesel olarak CHP'ye destek vermeye başlamışlardır. Alevilerin desteklediği CHP, "Halkçı Ecevit," "Hakça Düzen" gibi en genel manasında "sol" sloganlarla kamuoyu önüne çıkan CHP'dir. 90'lı yıllarda olduğu gibi statükonun yılmaz savunucusu rolüyle aslına rücu eden CHP değil. Bu durum, Alevilerin CHP ve Kemalizm'le sorunlu ilişkilerini doğru anlamak bakımından üzerinden kolayca atlanamayacak bir önem taşımaktadır.(sf.272)

    İlk kez normalleşiyor

    Bu kitabı yayına hazırladığım günlerde izlediğim bir tartışma programında, Kemalist hassasiyetleri ile bilinen bir akademisyen hanımefendi, diğer tartışmacılara isyan edercesine "Her şeyin altında Mustafa Kemal Atatürk'ü arıyorsunuz," gibi bir laf etti. Konu, yeni anayasa idi. Olumlu anlamlar yüklenerek her taşın altında Mustafa Kemal'i aramak serbest ama eleştirel bir yaklaşım söz konusu olduğunda, bu, derhal tepkiyle karşılanıyor. Hiç kuşkusuz ortada hükmünü sürdüren bir zihniyet söz konusu olmasaydı, Mustafa Kemal'in tartışılması hem yersiz olur hem de bunu yapanın aklından kuşku duyulurdu. Türkiye'nin ilk

    defa "normal" ve "olağan" bir yolla yeni anayasa yapıyor olması, kanımca, en çok Kemalizm'in tartışılmasını gerekli kılmaktadır.(sf.286)


    16 Nisan 2012 Pazartesi,
    Kaynak: f5haber.com

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Merhabalar
    • » 'Çevik Bir ifade verdi! FLAŞ'
    • » Gazze cehenneme döndü
    • » Selam
    • » ABD' den, pişkin Aktütün yanıtı
    • » İlk Kur’ân nerede?
    • » Fenerbahçe Cimbom'a fark attı!
    • » İdeal Koca bekleyenin son fotoğrafı :)))
    • » Sigara yasağına iptal davası
    • » Balbay için görkemli buluşma

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Alevi kadınlar harekete geçiyor...
    • » Muharrem Orucu 2014
    • » Alevi dedeleri umre kuyruğunda
    • » Alevi Bektaşi Kültürünü Doğru...
    • » Alevi hukuku yargıdan döndü!
    • » Alevi katliamına karşı harekete geçin
    • » Alevilerin zihninde kırılma noktası
    • » Alevi cemaati önderi Muharrem Girgin,...
    • » Dünya gözümde Kerbela'dır
    • » Vakit yazarından Alevileri yerden yere...
    Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
    Pir Zöhre Ana





    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] -[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

  2. #2
    Forum Gönüllüsü FadimeBK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    28-03-2008
    Mesajlar
    2.404
    Ettiği Teşekkür
    5
    8 mesaja 9 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart

    Cafer Solgun, öncelikle özünü yoklasın sonra Alevilikten bahsetsin.

    O değil miydi Atatürk'ün resmi cemevlerinden kalksın diyen!!!
    Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

    “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”



    Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

    Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
    (Pir Zöhre Ana)

  3. #3
    Forumla Bütünleşmiş gültenilik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Bulunduğu Yer
    İst-Ümraniye
    Mesajlar
    1.651
    Ettiği Teşekkür
    6
    1 mesaja 1 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    34

    Standart

    Kemalizim gibi başiniza taş düşsün.Meğer ne çok vatain haini varmiş.Rahatlık bir yerlerine
    batmiş olmali ki kemalist düşünceyi yererek ordan bile ekmek parası çıkarıyor ATATÜRK
    düşmani cafer SOLGUN akibetin de soyadın gibi solgun olur inşallah.

    Durun daha genç ve dinamik gençlik sesizlikte patlaması an meslelesi.
    İşte o an suratlarınızın şeklini merak ediyorum.

    Eleştirel anlamda ise bu konuda bir tek kişi var dayanaman.Recep Tayyip.
    Hadi sıkıyorsa Atatürk'ü eleştirdiğin gibi onu da eleştir.
    Cihana gelmişim Mustafa diye
    Atatürk büyüktür sıfat kim ile
    Allahın yolunda dervişler ile
    Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


    PİR ZÖHRE ANA

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.