Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Alevi Haber-Türbeler...

  1. #1
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Arrow Alevi Haber-Türbeler...

    Şahkulu Sultan Dergahı


    İstanbul, Göztepe Merdivenköy'de kurulu "Şahkulu Sultan Dergahı". Osmanlı döneminde İstanbul'da kurulu 14 dergahtan sadece biridir. "Horasan erenleri"nden olduğu kabul edilen Şahkulu Sultan da, Bizans'ın son döneminde İstanbul'a gelip dergahını kuran ve çevresini aydınlatan bilge bir "yol eri"dir.
    Şahkulu Sultan ile birlikte aynı yıllarda dergahlarını kurup, halkı barış, insanseverlik, hoşgörü ve hakça bölüşüm fikirleriyle eğiten; Ereb Baba, Gözcü Baba, Sancaktar Baba, Kartal Baba gibi erenler, kurdukları bu dergah adlarıyla anılan semtlere adlarını vererek ölümsüzleşmişlerdir.

    Alıntıdır.

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Van'da 3.5 büyüklüğünde deprem
    • » Allah'ın üstüne yemin yasak!
    • » HDP-AKP anlaştı
    • » Darbe Haber Verilir Mi?
    • » Oğluna ikinci defa hayat verecek
    • » "Aydınlarım ız bile doğru düzgün...
    • » AK Parti Kadın Kolları Başkanı Çam:...
    • » Haşim Kılıç'tan DTP'ye müjde!
    • » Ankara'da katliam son gelişmeler
    • » Vücudunun Tamamı Mide !!

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Ulusalcılık Alevilik ve Kürt hareketi
    • » Başbakan dört dörtlük bir Alevi olmak...
    • » Cemevi’nin temeli 2016’nın ilk...
    • » Alevisiz Alevilik yaratıyorlar!
    • » Alevi nüfusu: 12 milyon 521 bin
    • » Mısır'da yaşananlar Türkiye'de ...
    • » Meclis Genel Kurulu'nda Alevi-Sünni...
    • » AİHM’nin cemevleri kararı kesinleşti
    • » Aleviler çalıştay süresinin uzamasına...
    • » Aleviler, FETÖ, Tekke ve Zaviyeler...
    Konu idil tarafından (05-04-2009 Saat 15:30 ) değiştirilmiştir.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  2. #2
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Karacaahmet Sultan Dergahı....

    Karacaahmet Sultan Dergahı


    Hacı Bektaş Veli`nin "Velayetnamesi"nde, "Bu sırada 57 bin eren sohbet meydanındaydı;Karaca Ahmet de gözcü idi" diye geçen Karaca Ahmet Sultan, "Gözcü Karaca Ahmet" diye tanımlanır.Alevi Bektaşi literatüründe önemli bir yeri vardır.

    13.yy`da yaşamış olup "Horasan erenleri"nden olduğu kabul edilen Karaca Ahmet Sultan,bir "hekim-evliya"dır.
    Yaşadığı dönemde bugün çağdaş tııbın bile çare bulamadığı akıl hastalarını tedavide oldukça başarılı olduğu bilinir.Ününü de bu alandaki başarısına borçlu olan Karaca Ahmet Sultan; hastalarını telkin ve müzikle tedavi edermiş.
    Bu cevher adı verilen maddenin lityum tuzu olduğu, onun da melankoli nöbetlerinde etkili olduğu söyleniyor.Cevher dışındaki tedavi yöntemi ise, Karaca Ahmet Sultan`ın hastalar üstüne uyguladığı telkin ve esası semah olan dinsel müziktir.

    Başlangıçta belki sadece akıl hastalarının tedavisinde etkileyici olan Karaca Ahmet Sultan dergahlarının, zamanla halkın her derdine deva olan, **** ve umut dağıtan merkezler haline geldiği bilinir.

    Bugün İstanbul`da Bağlarbaşı,Selimiye yolu üstünde kendi adına kurulu dünyanın en büyük mezarlığı olan "Karaca Ahmet Mezarlığı"nın bir köşesindeki türbesi, onun sevenlerinin yoğun uğrak yeridir.

    Burası dışında; Karaca Ahmet Sultan adına kurulmuş, Anadolu`nun çeşitli beldelerinde halkın ziyaret yeri olan 10 civarında Karaca Ahmet türbesi bulunuyor.Bunlar arasında Manisa-Horoz köyü`ndeki, Afyon-Karaca Ahmet Köyü`ndeki ve Akhisar-Karaköy`deki türbeler sayılabilir.
    Alevi cemevlerindeki 12 hizmetten biri olan "gözcülük" hizmetinin sahibi kabul edilen Karaca Ahmet Sultan, İstanbul`a Bizans döneminde gelip dergahını kurarak halkı düşünceleri ve inançları doğrultusunda aydınlatan bir horasan dervişidir.

    Sayısız yararlılıkları görülen, halk tarafından çok sevilip sayılan bilge derviş Karaca Ahmet, mezarlığının bulunduğu geniş araziyi kabul etmeyip mezarlık yaptırmış.Binlerce dönüm araziden şimdi türbe olarak sadece 500 metrekarelik bir arazi kalmış.

    O bile çok görüldü ki Refah Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı R. Tayyip Erdoğan tarafından,bir gece sabaha karşı sasat:03:00`te işgal kuvvetleri gibi buldozerler tarafından yıkılmaya çalışıldı.

    Aleviler dışındaki kamuoyu, basının ve TV kanallarının ilgilendiği olaydan sonra Karaca Ahmet Dergahı ve yıkılmaya çalışılan cemevinden haberdar oldu.

    Karaca Ahmet Dergahı ve Cemevi, 12 milyonluk bir megakent olan İstanbul`da bulunan yaklaşık 4 milyon Alevi nüfusunun sahip olduğu 2 mekandan sadece biri.Sırası geldiğinde "inanç özgürlüğü" konusunda mangalda kül bırakmayan Refahlı belediye, bu ufacık mekana bile tahammül edemedi,cemevini Alevilerin başına yıktı.
    İslamı Anadolulaştırıp, laikliği, demokrasiyi, cumhuriyeti, insan haklarına saygıyı, düşünce ve inanç özgürlüğünü, hoşgörüyü kendine yaşam biçimi edinen Aleviler için, Tayyip Erdoğan`ın buldozeri öğretici oldu.İstanbul`da ve yurdun çeşitli yerlerinde Aleviler, bulundukları beldelerde cemevleri inşa etmeye başladılar.

    Karaca Ahmet Cemevi temeli daha sağlam atılıp çelik konstrüksiyon üstüne yükselirken, onu Ankara Dikmen`deki Cem ve Kültür Evi ile başka cem ve kültür evi izledi.

    Karaca Ahmet Dergahı, "yıkım olayı"ndan sonra Alevilerin desteklediği, bir merkez haline gelirken, çeğdaş örgütsel yapılanma içinde önemli adımları atmaya başladı.

    Karacaahmet Sultan Türbesi Üsküdar/ İSTANBUL' DA

    ALINTIDIR.
    Konu idil tarafından (05-04-2009 Saat 15:32 ) değiştirilmiştir.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  3. #3
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Haydar Baba Türbesi...

    Haydarpaşa Garı çevresinde, Rasim Paşa Mahallesi’nde inşa edilen türbe Haydarpaşa Garı’nın rayları arasında kalmış durumdadır.
    Nakşibendi Tarikatından, Buharalı Şeyh Haydar Dede (ö. 1700) tarafından, 17. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmış olduğu varsayılmaktadır.
    Türbe, aslında unutulan ve bilinmeyen bir yer iken demiryolu raylarının yapımı sırasında tekrar gün yüzüne çıkarılıp onarılarak ziyarete açılmıştır.
    Türbe, ilk defa işletme Müdürü Rüşdü Sarp tarafından, bir büyüğümüze saygı ibaresi olarak onartılmış, türbenin etrafındaki demir çemberler yeşile boyanıp gece de ışıklandırılmaya başlanmıştır.
    Garda çalışan makinistler, ateşçiler ve işçiler sefere çıkmadan önce burayı ziyaret eder, dualarını yaparlar. Bu gelenek Haydarpaşa Garı’nın işletmeye açıldığı dönemden beri devam etmektedir....

    Haydar Baba Türbesi Kadıköy / İSTANBUL'DA
    ALİNTIDIR
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  4. #4
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Garip Dede Türbesi

    1965 Yılında Füruz Köyü’nü ziyaretim esnasında Küçükçekmece, Mimar Sinan köprüsü güneyinde yolun göl tarafında bulunan Garip Dede Türbesini, Arkeolog Dr. İsmail Kaygusuz’la birlikte inceledik,
    Kesme taşlarla yapılan mezar kaidesi, köprüde kullanılan taşların özelliğini taşımakta idi. Mezar taşı (şahidesi); Oniki ilimli hüseyni tipte Bektaşi tacılı, üze-rinde Osmanlıca yazılar bulunmakta idi. Bugün Zeytinburnu, Kazlı çeşme’deki Er-Yek Baba Bektaşi Tekkesi mezarlığında bulunan mezar taşlarının aynısı idi. Bugün anımsadığım kadarıyla Dr. Kaygusuz Garip Dede’nin 16. yüzyılda yaşadığını savaş nedeniyle buradan geçerken vefat ettiğini, Türbe ziyaretimizde söylemişti.
    O tarihlerde Füruz Köyü’nde ve K. Çekmece’de yaşlıların söylediklerine göre ise; Padişah ordusuyla Rumeli’yi fethe giderken onun önünde yürüyen kera-met ehli Garip Dede ani hastalığıyla vefat eder ve öldüğü yerde defnedilir. Başka bir söylenceye göre ise; Osmanlılar, Küçükçekmece’yi fethettiklerinde Yeni-çerilerle birlikte gaza eyleyen Bektaşi Babası Garip Dede bu yerde şehit olur. Yeniçeriler, Garip Dede’yi buraya gömerek mezarını da türbeye dönüştürürler ve bugüne değinde ziyaretgah olarak yaşatılır...
    Garip Dede türbesini onarma ve Dernek çalışmaları esnasında, uzun zaman sonra gittiğimde mezar yol çalışmalarından dolayı göle doğru nakledilmiş, mezar taşı da yok olmuş idi. Vakıflar, Müftülük, Mezarlıklar gibi devlet dairelerine kişisel tanıdıklarımla araştırmama rağmen bir netice alamadım.
    Yazılı kaynaklar ve söylenceden hareketle Garip Dedenin tarihi kişiliğini ortaya koymaya çalışacağım...
    Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve fetihlerinde Dede, Baba, Abdal, gibi Alp erenlerinin önemli rolleri vardır. Prof. Köprülü ve Prof Ocak bu konuda ge-niş açıklamalarda bulunmaktadırlar. Garip Dede de fütuhat ehli Bektaşi Babalarından bir gazi yan-i Rum erenidir.
    Bektaşi geleneğinde Şahkulu Baba’nında dahil olduğu Anadolu yakasının serhat şeyhleri olan “Kırk Erenler”in –Yörük Baba, Sancaktar Baba, Balcı Baba,
    Mansur Baba, Semerci Baba, Gözcü Baba, Mâh Baba, Gül Baba, Garipçe Baba, Eren Baba, Kartal Baba, bu zatlardan bazılarının lakaplarıdır da şehit edildikleri kabul edilmektedir. Göztepe, Erenköy, Kartal gibi çevredeki bazı semt adları da bu şehitlerin lakaplarından kaynaklanmaktadır.
    Garip Dede’de andığımız “ Kırk Eren”den biri olabilir. Ya da Orduy-u Hümayun’un önünde tahta kılıçla fethe giden bir alp-eren olasıdır.
    Anadolu’nun bir çok yöresinde Garip, Gaip, Garipçe gibi ön adlarla anılan ya da başına “pir” eklenerek sonuna da “ dede, baba, abdal” takısı getirilerek anı-lan bir çok zat vardır.
    Zikredilen bu zatlar ayrı kişilikler olsa da; Alevi tasavvufunda ki, “tenâsuh” ve “hulûl” gereği tek bir kişilik olarak kabullensek de, söylenceleri zaman ve me-kanı mevhumuna göre değerlendiriyoruz.
    Çorum-Amasya bölgesinde Alevilik üzerine 1985 yılında araştırmalar ya-parken; Merzifon, Hayrettin Köyü’nde “Garip Dede adıyla bir ermişin efsanesi” nin halk arasında söylencesine rastladım. Bu söylenceyi kısaca Cem Dergisi’nde yayınladım.
    Hayrettin Köyü’nde meskenlerin orta yerinde bulunan ve köylerce Garip Dede’nin mezarı olarak kabul edilen ve Bayram Altınışık’
    ı
    n evine dayalı dört metre karelik alan; Garip Dede’nin makamıdır, yani Garip Dede’nin evidir.
    80 yaşın üzerinde Hakk’a yürüyen Bayram Altınışık; köydeki evinin yanında ki bu alanın Garip Dede’nin evi olduğunu söyleyerek, “Osmanlı Padişahların-dan biri kerametlerini duyar ve Amasya’ya davet eder, ilmini ve muhabbetini beğendiği için onu yanına alarak paytaht’a götürür” demişti söyleşimizde...
    II. Beyezid (1447-1512) padişah olmadan önce Amasya Valisi olarak
    bulunuyordu. Padişah olunca Amasya’dan bir çok bilgini İstanbul’a götürmüştür. Bunlardan birisi de Hayrettin Köyü’nde kurucusu Aktûfi Hayrettin Hızır’dır.
    Muhtemelen Piri Baba Dergahında yetişmiş, Hayrettin Köyü’nünde Dede’ lerinden olan Garip Dede’yi de Atûfi’yle birlikte II. Bayezid, İstanbul’a götürt-müştür. Çünkü, Padişah olan Bayezid, Atûfi Hayrettin Hızır’
    ı
    saray öğretmenliğine atamıştır.
    Garip Dede’nin evinin bulunduğu yeri küçük bir türbe şeklinde yaptıran köyün eski muhtarı Hakkı Yıldız da şunları söylemiştir.
    “ Garip Dede 3-4 asır önce bu köyde yaşamış ermiş bir kişi olan Garip Dede köyümüz ünde rehber dedesidir. Eskilerinde anlattığına göre ise; Garip Dede, köyün mezarlığında bulunan Hasan Hayrettin Dede ile kardeş imişler. Bazıları anlattıklarına göre ise; zamanında Rumeli’ye gitmiş olan Sarı Köylü Gül Baba ile Garip Dede musahip kardeşmişler.
    Hubyarlı Dedeler yıllık görgü cemi için köyümüze geldikleri zaman Garip Dede, zakirlik yaparmış, yörede tanınan büyük bir aşıkmış. Babam Mehmet Ça-vuş böyle anlatırdı, bizim ahır da temizlendikten, kilimler ve minderler serildik-ten sonra cem evi olarak düzenlenirdi.
    Şimdilerde, görgü, cem, dâr, hısım kurbanı ve ikrârı kalmadı, unutulup gitti. Şimdiki gençlerin Dede, ebe bildiği yok...” Köyde 70’in üzerinde 8-10 yaşlıyla yaptığımız sohbetler böyle konuşmuştu; eski muhtar, öbürleri de tasdiklercesine başlarını hafifçe öne eğmişler idi, bazıları da eklemeler yapmışlardı.
    Bahsedilen Gül Baba; Macaristan’
    ı
    n Budapeşte kentinin Buda’daki Rözsa-domb (gültepesi)’un doğu yamacında türbesi bulunan gönüller sultanı, dostluk ve hoşgörü timsalı , Seyyid, Bektaşi Babası Gül Baba’dan başkası değildir. A. Aziz Taşan; Gül Baba’nın Merzifon’lu bir Bektaşi dervişi olduğunu yazmaktadır ki, söylenenleri doğrulamaktadır.
    Gül Baba; Isparta’nın Uluğbey kasabasında türbesi ve tekkesi bulunan Veli Baba ile aynı soydan olup, 4. İmam Zeynel Abidin’in oğlu Zeyd’in torunlarından ve Battal Gazi’nin amca torunlarındandır. Gül Baba’nın yeğeni Veli Baba ile aynı dönemde yaşamıştır.
    Kanımızca Uluğbey’deki Hasan Gazi Tekkesi/dergahı postnişinliğine Veli Baba SULTAN ( Ö. 1648’de 115’da Hakka yürür) getirilince, gül Baba’a Merzi-fon’un Sarı Köyü’ndeki Battal Gazi soyundan akrabaları olan dedelerin yanına gider. Merzifon bölgesinde Cem ve muhabbet sohbetlerinde, Piri Baba dergah’ ından tanıştığı ulu ozan Pir Garip Abdal (Garip Dede)’la musahip kardeşi olurlar. Tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar Piri Baba Tekkesi’nde Hayrettin Köyü’ nden Uysal ailesinden bazı fertlerin tekkeşinlik görevini deruhte ettiklerini bilmekteyiz. Muhtemelen Gül Baba ile Garip Dede; Piri Baba Tekkesinde kurban tığlayıp, ikrar verip Ayn-ı Cem’le Musahiplik Kavli’ne girip; “malı mala, canı cana” katmışlardır.
    Gül Baba, Anadolu’daki büyük ocakların atası olan Zeyd’in soyundan geldiği için makam olarak “mürşidlik” titrini taşımaktadır.

    ALİNTİDİR.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  5. #5
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Gül Baba Türbesi

    Gül Baba Türbesi, Gül Dede olarak da bilinen ve Budin Kuşatması sırasında ölen Bektaşi dervişi Cafer'in türbesidir. Budapeşte'de bulunan yapı 16. yüzyılda inşa edilmiştir. Balkan Türkleri arasında rağbet görür. Türbe aynı zamanda bir tekke idi. Macaristan’da Osmanlı’dan kalan tek yapı olan ...

    Gül Baba Türbesinin giriş kapısındaki plaketde, Gül Baba hakkında şunlar yazılıdır: "Gül Baba 15.yüzyıl sonlarıyla 16.yüzyıl başlarında yaşamış şair bir Bektaşi dervişidir.Doğum tarihi bilinmiyor.Asıl adıCafer`dir.Külahında daima bir gül taşidiği için „Gül Baba, Gül Dede“ lakabıyla tanınmıştır.Evliya Çelebiye göre Merzifonlu, yenibelgelere göre de Isparta ili Uluborlu ilçesinin ilegüp köyündendir.1531 yılında Kanuni Sultan Süleyman`in daveti üzerine Budin`egönderilmiş, bir tekke kurmuş, Bektaşi hoşgörüsü ile kısa zamanda Buda (Budin) halkının sevgilisi haline gelmiştir.1541 yılında 1 Eylül günü Budin savaşında şehit düşmüştür. 2 Eylül 1541 günü Şeyhülislam Ebussuud Efendi´nin kıldırdığı cenaze namazina Kanuni Sultan Süleyman da katılmış, Budapeşte` debugün türbesinin bulunduğu yere gömülmüştür.Türbenin bulunduğu tepeye „Gültepe-Rozsadomb“ adı verilmiş, yanında Gül Baba Bektaşi Tekkesi yaptırılmıştır. Bu tekke, 1686 yılında yıkılmıştır.Gül Baba´nin sekizgen türbesi, 1543-1548 yılları arasında, Budin Beylerbeyi Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış, bir süre Şapel olarak kullanılmıştır. Sultan Abdülaziz 1867 yılındaki zıyaretinden sonra 1885´te türbeye dönüştürülerek mimar Lajos Grilltarafından onarılmıştır.1916´da Macar Prof. I.Müller tarafından restore edilmiştir.2.Dünya Savaşı`nda ağır hasara uğrayan türbe1963´te Macar Hükümeti tarafından eski durumuna getirilmiştir.1997 yilinda Türk-Macar Hükümetlerinin işbirliğiyle Kültür BakanlığıGüzel Sanatlar Genel Müdürlügü´nce ilk yapildiği güzellikte restorasyonu tamamlanmıştır.Misali mahlasıyle şiirler yazan Gül Baba´nin eserleriyle ilgili Miftahü`l-Gayb ve Güldeste adlı yazma eserlerbulunmaktadir.Danimarkalı Andersen ve Macar besteci J.Huszka, Gül Baba`dan ilham alarak edebiyat ve müzik eserleriyazmışlardır.Türkler kadar Macarlar tarafından da ziyaret edilen türbe, Orta Avrupa´da fonksiyonunu yitirmeden türbe olarak kalanönemli bir Türk eseridir.

    bibilgi.com ALİNTİDİR.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  6. #6
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Gül Baba Türbesi



    Türbesi Göztepe /İSTANBUL
    ALINTIDIR.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  7. #7
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Gözcü Baba Türbesi






    Türbe Göztepe/İSTANBUL da

    ALINTIDIR.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  8. #8
    Gerçegin Sesi Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.329
    Ettiği Teşekkür
    1
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart Eyüp Sultan Türbesi

    [IMG]http://www.eyup.bel.tr/images/*******/7_20090312160451.jpg[/IMG]






    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    Türbe Eyüp/İSTANBUL'DA

    ALINTIDIR
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    ZÖHRE ANA PİRİMİZ
    YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


    GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
    İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
    SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
    MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

    ( PİR ZÖHRE ANA )

  9. #9
    Forumu Seven *Başak* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    01-12-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.176
    Ettiği Teşekkür
    0
    1 mesaja 1 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    21

    Standart

    Alıntı cemo Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    1965 Yılında Füruz Köyü’nü ziyaretim esnasında Küçükçekmece, Mimar Sinan köprüsü güneyinde yolun göl tarafında bulunan Garip Dede Türbesini, Arkeolog Dr. İsmail Kaygusuz’la birlikte inceledik,
    Kesme taşlarla yapılan mezar kaidesi, köprüde kullanılan taşların özelliğini taşımakta idi. Mezar taşı (şahidesi); Oniki ilimli hüseyni tipte Bektaşi tacılı, üze-rinde Osmanlıca yazılar bulunmakta idi. Bugün Zeytinburnu, Kazlı çeşme’deki Er-Yek Baba Bektaşi Tekkesi mezarlığında bulunan mezar taşlarının aynısı idi. Bugün anımsadığım kadarıyla Dr. Kaygusuz Garip Dede’nin 16. yüzyılda yaşadığını savaş nedeniyle buradan geçerken vefat ettiğini, Türbe ziyaretimizde söylemişti.
    O tarihlerde Füruz Köyü’nde ve K. Çekmece’de yaşlıların söylediklerine göre ise; Padişah ordusuyla Rumeli’yi fethe giderken onun önünde yürüyen kera-met ehli Garip Dede ani hastalığıyla vefat eder ve öldüğü yerde defnedilir. Başka bir söylenceye göre ise; Osmanlılar, Küçükçekmece’yi fethettiklerinde Yeni-çerilerle birlikte gaza eyleyen Bektaşi Babası Garip Dede bu yerde şehit olur. Yeniçeriler, Garip Dede’yi buraya gömerek mezarını da türbeye dönüştürürler ve bugüne değinde ziyaretgah olarak yaşatılır...
    Garip Dede türbesini onarma ve Dernek çalışmaları esnasında, uzun zaman sonra gittiğimde mezar yol çalışmalarından dolayı göle doğru nakledilmiş, mezar taşı da yok olmuş idi. Vakıflar, Müftülük, Mezarlıklar gibi devlet dairelerine kişisel tanıdıklarımla araştırmama rağmen bir netice alamadım.
    Yazılı kaynaklar ve söylenceden hareketle Garip Dedenin tarihi kişiliğini ortaya koymaya çalışacağım...
    Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve fetihlerinde Dede, Baba, Abdal, gibi Alp erenlerinin önemli rolleri vardır. Prof. Köprülü ve Prof Ocak bu konuda ge-niş açıklamalarda bulunmaktadırlar. Garip Dede de fütuhat ehli Bektaşi Babalarından bir gazi yan-i Rum erenidir.
    Bektaşi geleneğinde Şahkulu Baba’nında dahil olduğu Anadolu yakasının serhat şeyhleri olan “Kırk Erenler”in –Yörük Baba, Sancaktar Baba, Balcı Baba,
    Mansur Baba, Semerci Baba, Gözcü Baba, Mâh Baba, Gül Baba, Garipçe Baba, Eren Baba, Kartal Baba, bu zatlardan bazılarının lakaplarıdır da şehit edildikleri kabul edilmektedir. Göztepe, Erenköy, Kartal gibi çevredeki bazı semt adları da bu şehitlerin lakaplarından kaynaklanmaktadır.
    Garip Dede’de andığımız “ Kırk Eren”den biri olabilir. Ya da Orduy-u Hümayun’un önünde tahta kılıçla fethe giden bir alp-eren olasıdır.
    Anadolu’nun bir çok yöresinde Garip, Gaip, Garipçe gibi ön adlarla anılan ya da başına “pir” eklenerek sonuna da “ dede, baba, abdal” takısı getirilerek anı-lan bir çok zat vardır.
    Zikredilen bu zatlar ayrı kişilikler olsa da; Alevi tasavvufunda ki, “tenâsuh” ve “hulûl” gereği tek bir kişilik olarak kabullensek de, söylenceleri zaman ve me-kanı mevhumuna göre değerlendiriyoruz.
    Çorum-Amasya bölgesinde Alevilik üzerine 1985 yılında araştırmalar ya-parken; Merzifon, Hayrettin Köyü’nde “Garip Dede adıyla bir ermişin efsanesi” nin halk arasında söylencesine rastladım. Bu söylenceyi kısaca Cem Dergisi’nde yayınladım.
    Hayrettin Köyü’nde meskenlerin orta yerinde bulunan ve köylerce Garip Dede’nin mezarı olarak kabul edilen ve Bayram Altınışık’ın evine dayalı dört metre karelik alan; Garip Dede’nin makamıdır, yani Garip Dede’nin evidir.
    80 yaşın üzerinde Hakk’a yürüyen Bayram Altınışık; köydeki evinin yanında ki bu alanın Garip Dede’nin evi olduğunu söyleyerek, “Osmanlı Padişahların-dan biri kerametlerini duyar ve Amasya’ya davet eder, ilmini ve muhabbetini beğendiği için onu yanına alarak paytaht’a götürür” demişti söyleşimizde...
    II. Beyezid (1447-1512) padişah olmadan önce Amasya Valisi olarak
    bulunuyordu. Padişah olunca Amasya’dan bir çok bilgini İstanbul’a götürmüştür. Bunlardan birisi de Hayrettin Köyü’nde kurucusu Aktûfi Hayrettin Hızır’dır.
    Muhtemelen Piri Baba Dergahında yetişmiş, Hayrettin Köyü’nünde Dede’ lerinden olan Garip Dede’yi de Atûfi’yle birlikte II. Bayezid, İstanbul’a götürt-müştür. Çünkü, Padişah olan Bayezid, Atûfi Hayrettin Hızır’ı saray öğretmenliğine atamıştır.
    Garip Dede’nin evinin bulunduğu yeri küçük bir türbe şeklinde yaptıran köyün eski muhtarı Hakkı Yıldız da şunları söylemiştir.
    “ Garip Dede 3-4 asır önce bu köyde yaşamış ermiş bir kişi olan Garip Dede köyümüz ünde rehber dedesidir. Eskilerinde anlattığına göre ise; Garip Dede, köyün mezarlığında bulunan Hasan Hayrettin Dede ile kardeş imişler. Bazıları anlattıklarına göre ise; zamanında Rumeli’ye gitmiş olan Sarı Köylü Gül Baba ile Garip Dede musahip kardeşmişler.
    Hubyarlı Dedeler yıllık görgü cemi için köyümüze geldikleri zaman Garip Dede, zakirlik yaparmış, yörede tanınan büyük bir aşıkmış. Babam Mehmet Ça-vuş böyle anlatırdı, bizim ahır da temizlendikten, kilimler ve minderler serildik-ten sonra cem evi olarak düzenlenirdi.
    Şimdilerde, görgü, cem, dâr, hısım kurbanı ve ikrârı kalmadı, unutulup gitti. Şimdiki gençlerin Dede, ebe bildiği yok...” Köyde 70’in üzerinde 8-10 yaşlıyla yaptığımız sohbetler böyle konuşmuştu; eski muhtar, öbürleri de tasdiklercesine başlarını hafifçe öne eğmişler idi, bazıları da eklemeler yapmışlardı.
    Bahsedilen Gül Baba; Macaristan’ın Budapeşte kentinin Buda’daki Rözsa-domb (gültepesi)’un doğu yamacında türbesi bulunan gönüller sultanı, dostluk ve hoşgörü timsalı , Seyyid, Bektaşi Babası Gül Baba’dan başkası değildir. A. Aziz Taşan; Gül Baba’nın Merzifon’lu bir Bektaşi dervişi olduğunu yazmaktadır ki, söylenenleri doğrulamaktadır.
    Gül Baba; Isparta’nın Uluğbey kasabasında türbesi ve tekkesi bulunan Veli Baba ile aynı soydan olup, 4. İmam Zeynel Abidin’in oğlu Zeyd’in torunlarından ve Battal Gazi’nin amca torunlarındandır. Gül Baba’nın yeğeni Veli Baba ile aynı dönemde yaşamıştır.
    Kanımızca Uluğbey’deki Hasan Gazi Tekkesi/dergahı postnişinliğine Veli Baba SULTAN ( Ö. 1648’de 115’da Hakka yürür) getirilince, gül Baba’a Merzi-fon’un Sarı Köyü’ndeki Battal Gazi soyundan akrabaları olan dedelerin yanına gider. Merzifon bölgesinde Cem ve muhabbet sohbetlerinde, Piri Baba dergah’ ından tanıştığı ulu ozan Pir Garip Abdal (Garip Dede)’la musahip kardeşi olurlar. Tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar Piri Baba Tekkesi’nde Hayrettin Köyü’ nden Uysal ailesinden bazı fertlerin tekkeşinlik görevini deruhte ettiklerini bilmekteyiz. Muhtemelen Gül Baba ile Garip Dede; Piri Baba Tekkesinde kurban tığlayıp, ikrar verip Ayn-ı Cem’le Musahiplik Kavli’ne girip; “malı mala, canı cana” katmışlardır.
    Gül Baba, Anadolu’daki büyük ocakların atası olan Zeyd’in soyundan geldiği için makam olarak “mürşidlik” titrini taşımaktadır.

    ALİNTİDİR.



    Cemal abi yazını biraz daha büyültürmüsün okuyamadım da
    Oku sen dervişim biter mi sesin,
    Kâinat Muhammed Mustafa pirim

    Kerbela ilinde Zöhre Ana yerin,
    Baktım ki postuna o da Ali'ymiş..

    Zöhre ANA


  10. #10
    Forum Gönüllüsü FadimeBK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    28-03-2008
    Mesajlar
    2.405
    Ettiği Teşekkür
    5
    8 mesaja 9 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart

    Alıntı Cemal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Haydarpaşa Garı çevresinde, Rasim Paşa Mahallesi’nde inşa edilen türbe Haydarpaşa Garı’nın rayları arasında kalmış durumdadır.
    Nakşibendi Tarikatından, Buharalı Şeyh Haydar Dede (ö. 1700) tarafından, 17. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmış olduğu varsayılmaktadır.
    Türbe, aslında unutulan ve bilinmeyen bir yer iken demiryolu raylarının yapımı sırasında tekrar gün yüzüne çıkarılıp onarılarak ziyarete açılmıştır.
    Türbe, ilk defa işletme Müdürü Rüşdü Sarp tarafından, bir büyüğümüze saygı ibaresi olarak onartılmış, türbenin etrafındaki demir çemberler yeşile boyanıp gece de ışıklandırılmaya başlanmıştır.
    Garda çalışan makinistler, ateşçiler ve işçiler sefere çıkmadan önce burayı ziyaret eder, dualarını yaparlar. Bu gelenek Haydarpaşa Garı’nın işletmeye açıldığı dönemden beri devam etmektedir....

    Haydar Baba Türbesi Kadıköy / İSTANBUL'DA
    ALİNTIDIR
    Haydar Paşa diyen geçen Pir ,Seyid Nesimi'nin oğludur.(Bildiren,Pir Zöhre Ana)


    Nakşibendi veya başka bir tarikattan evliya çıkmaz ancak kendilerine şeyh diyen ,ışığı ve kerameti Allah'tan değil,kendinden menkul kişiler çıkar.
    Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

    “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”



    Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

    Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
    (Pir Zöhre Ana)

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Türbeler artık tarikatlaştırıl ıyor...
    FadimeBK - forum Alevi Haber
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14-08-2011, 19:10
  2. Kapalı türbeler açılıyor
    T U N Ç - forum Din
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20-08-2009, 22:08
  3. Türbeler hakkında bigi verilmesi
    Ali Haydar - forum Türbelerimiz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23-07-2008, 14:12
  4. Çorum Yöresindeki türbeler
    Pirim_Ali - forum Türbelerimiz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-07-2008, 12:08
  5. Yozgat ve cevresindeki türbeler
    GAMZE - forum Türbelerimiz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-01-2008, 16:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.